Fotoğraf Galerisi
Orion Avcı Bulutsusu
Orion Avcı Bulutsusu
Tüm Fotoğraflar

Anket
Günün Sorusu
Sizce Ufo'lar Gerçek mi
 
   
Sayaç
Online : 1
Toplam : 1
Ziyaretçi
 

Andromeda'dan Gelen Ufo

Dünyadışı Tehlike

LYA, "Bir seferinde size söylediğim gibi," dedi, "dünyanız değişikliklere göğüs gerebilmek için, ne sosyal, ne ekonomik ne de duygusal açıdan hazırdır."

 İnsanın kişiliğini, birlikte, derinlemesine analiz ettiğimiz konuşmamızı anımsayarak, "Evet," dedim. LYA bana, Dünya insanının kendine özgü özelliklerini uzun uzun anlatmıştı.

"Hatırlayın," dedi, "aynı canlının gösterdiği farklı karakter özelliklerinden söz ederken, size başka uygarlıklardan da bahsetmiştim. Siz, bana, Evren'de, Dünya insanından daha saldırgan varlıklar olup olmadığını sormuştunuz. Ben de, olduğunu ve bunların zaman zaman dünyayı ziyaret ettiklerini söylemiştim."

"Evet, sadece başkalarına egemen olmak için yaşayan ırklar bulunduğunu ve amaçlarına ulaşmak için her yolu geçerli gördüklerini söylemiştiniz..." Söylemek istediğimi kafamda tarttım. "Ve o zaman, ben de size, bu ırkların bizim için tehlikeli olup olmadıklarını sormuştum. Siz de konudan kesin olarak emin olunca, bana bildireceğinizi söylemiştiniz."

"Evet profesör, şimdi sadece ben değil, toplumumdaki herkes de, bu ırkların pusuda beklediklerini biliyor. Sizi inceliyorlar ve gerçek bir tehlike oluşturuyorlar."(l)

"Nasıl bir tehlike?"

"Onlar, sizin bilimselliğinize ve henüz çok şeyi deneme aşamasında bulunmanıza, metelik bile vermiyorlar. Dünyanıza, canlarının istediği gibi gelip gidiyorlar. Canlıları yakalıyor, çocukları, yaşlıları, kadın ve erkekleri, hayvanları, balıkları götürüyorlar; dünyanızdan oksijen ve hidrojen çalıyorlar, hatta şehirlerinize giden elektrik enerjisini emiyorlar. Ortadan kaybolup bir daha da görünmeyen insanları onlar kaçırıyorlar. Tabii, bütün kayıp olaylarından onlar sorumlu demek istemiyorum ama, pek çok kişiyi kaçırdıklarına kuşku yok. (2) Ayrıca, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan türlerden örnekler alıyorlar. Bu türleri, başka türlere aşılıyorlar. Ya da, bunların DNA'larını çıkararak, ileride aşılamak ve yeni türler oluşturmak üzere saklıyorlar, insanlar üzerinde de bu tür aşılamalar yaptılar. Dünya barışını birçok kez tehlikeye düşürdüler ve..."

"Hepsi bu kadar mı?" dedim; sorunun LYA'nın kafasından kaynaklandığını düşünüyordum. Biraz da rahatladığımı söylemeliyim.

"Hayır, hepsi bu kadar değil. Kendilerine XHUMZ'lar dediğimiz bu ırk, daha önce de dünyanıza gelir giderdi. Bu geliş gidişlerinde, iyonosfer, stratosfer ve atmosferi, havada bulunan gazların yoğunluk ve türlerini iyice incelediler; ama, asıl kötü olanı, gezegeni sessizce ve yavaş yavaş ele geçirebilmek için, bazı keşiflerini uygulamaya koydular."

"Gelip bize saldıracaklar mı? dedim.

Dünyaya barışçıl niyetlerle gelmeyecekleri kesin, ilk kez, altı bin yıl önce geldiler. Dünyalılardan o derece üstündüler ki, dünyalılar, bilgilerine son derece şaştıkları bu varlıklara tümüyle teslim oldular. O devirde, kadınlara tecavüz ettiler ve binlerce insanı, kendi hizmetlerinde kullanmak üzere götürdüler. (3) Yine de sizin kaynaklandığınız uygarlığın eriştiği güçten daha üstün değildi güçleri. Sizin kaynaklandığınız uygarlıktan söz etmişken... onlar, maddeyi parçalayabilen ışınları ve yerçekimini kullanmayı bilirlerdi. O devirde de, bu güçlerine hâlâ sahiptiler. Ancak, kendilerine olağanüstü görünen uzay gemileriyle gökyüzünden gelen bu varlıkları, dünyanın bütün yöneticileri dinlemek zorunda kaldılar. Onlar da bu avantajdan yararlanarak,kendilerine, tanrılar gibi davranılmasını sağladılar ve birçok tutsak aldılar. (4) Şimdi onlar daha da güçlendiler.

 XHUMZ'lar, tümüyle duygudan yoksun yaratıklardır. Bunun nedeni de, iki bin yıl önce, atalarının, kendi dünyalarının yaşamını en uygun şartlarda sürdürebilmesini sağlamak için, zihinlerinden korkuyu silmeyi başarmalarıdır.

 XHUMZ'lar sadece korkuyu değil, her türlü duyguyu da sildiler. Kendilerini, aşktan, dostluktan, iyilikseverlikten ve sonunda, güçlenmelerini önleyebilecek her türlü duygudan yoksun bıraktılar. Bu, gelecek kuşaklar için plânlandı. Sizin dünyanızda ise bu tip duygular çok boldu. Kişinin aşırı duyarlılığının nasıl nefrete dönüştürülebileceğini ve sevgisizliğin nasıl sadece bir kişinin değil, bütün bir ırkın yok olmasına neden olabileceğini gözlemlediler.

 XHUMZ'lar, ırklarından, yaşama karşı duyulan tüm saygıyı ve vicdanı da sildiler. Böyle olunca da, sizinle karşılaştırıldıklarında, dünyalıların tam karşıtı oldukları söylenebilir. Dünyaya, çok uzun zaman önce geldiler, buradaki her türlü canlıyı incelediler. İnsanın zayıf yanlarını çok iyi bilirler; insanın genetik değişikliklere uğradığının da farkındalar. Kendi aralarında uzun tartışmalardan sonra şu karara vardılar: Madem ki dünya insanı, zaman içinde nasıl olsa kendi kendini yok edecek, o halde, onu kendilerine hizmet edecek şekilde şartlandırmak uygundur. Bu amaçla insanı, yavaş yavaş ve kendi isteğiyle oluyormuş hissini verecek yöntemlerle şartlandırmaya başladılar. Kendi amaçları için ve gerektiği anda kullanılmaya hazır bulunan bir pilot gezegen yaptılar. Orada oturanların yürürlükten kaldıramayacağı yasalar aşıladılar. Buna karşı çıkanlar yok ediliyordu. 
 
 Dünya insanını, büyük şiddet gösterileri yapmaya gerek duymadan, yavaş yavaş öyle bir duygusal düzeye şartladılar ki, bunun için kullandıkları ürünler ve atmosferdeki gazların ortak etkileri, insan ırkında, duygusal bozukluklar meydana getirdi. Dünyanın kendi sularında, karalarında ve havasında bulunan kimyasal unsurları bu iş için kullandılar. SMOUNR (incelemelerimize göre, gaz, sıvı, veya katı halde üretilebilen bir madde) maddesini, okyanuslara, denizlere, nehirlere, göllere, bulutlara vs. kattılar. Bu da, insan ömrünü dejenere ederek kısalttı. Dünyanızda, böyle bir silahı inceleyebilecek bilim adamları henüz yok. İşte, insanoğlunu içine düşürdükleri bu yapıdan yararlanarak, kıtalar arasında düşmanlıklar yaratmak istiyorlar. Bilimsel gelişmede önde giden ülkeler, bir anda kendilerini, kendileri tarafından yaratılmış şiddet olaylarının içinde bulacaklar; bu olaylar öylesine büyüyecek ki, sonunda durdurulamaz hale gelecek. İşte o zaman XHUMZ'lar saldıracaklar. İnsanlar ise, komşularıyla çarpışmakla öylesine meşgul olacaklar ki, uzaydan gelen tehlikeyi fark edemeyecekler. Fark ettikleri zaman da çok geç olacak."

”0 halde gezegenimin hiçbir seçeneği kalmıyor mu?' dedim, üzüntüyle.

"Eğer bilim adamlarınız, birleşebilir ve laboratuvarlarda keşfedilenleri, birlikte, bir bir analiz edebilir, bilgilerini bölmek yerine birleştirir ve güçlendirebilirlerse ve böylece ilerlerlerse, başkaları, başka dünyalar, başka galaksiler size saygı duyarlar; sadece gezegeninizden yüz ışık yılı kadar uzakta bulunan XHUMZ değil, galaksinizin çok ötesinde bulunanlar da size başka bir gözle bakmaya başlarlar. (5) Onların, güneş sistemine geri gelmeyi plânladıkları devreyi yaşıyoruz. Onların, varlığından kuşku bile duyamayacağınız silahları var; sizinkinden üstün bir teknolojiye sahipler, bilim alanında sizden en az üç bin yıl ilerideler. Sizin dünyanız ise kirlenmiş, bozulmuş ve şiddet dolu... 

Dünya insanı yıkıcı, anaşist ruhlu, güvenilmez... Yeterli bilgiden de yoksunsunuz...daha, insan ırkının birliği, birleşmesi prensibine bile sahip değilsiniz. Örneğin, atomu parçalamayı biliyorsunuz ama, atomları birleştirmek için gereken bilginin başlangıcını dahi bulamadınız.Buna patlamanın tam tersi diyebiliriz. "İmplosion", yani içeriye doğru toplanma diyebiliriz. XHUMZ'ların atom silahları yok. Sizi yok edebilmek için, herkesin kendi yöntemiyle depoladığı bir gaz olan hidrojeni kullanacaklar. Önünde duramayacağınız, yok edici, ileri bir teknolojileri var. Beklenen büyüklükte bir saldırıyı etkisiz hale getirebilmek için tüm gezegeninizin birleşmesi gerekli. XHUMZ'lar dünyanıza 1914'den beri hükmediyorlar. O zamandan beri size, birbirinizi yok etme fikrini aşılıyorlar. Siz birbirinizi yok ederseniz, onlar da gelip dünyaya yerleşebilirler. (6) Bu şekilde egemenlik kurdukları yerlerin alanını arttırmış olurlar."


NOTLAR...
1-Kendileriyle temas kurulan birçok kişiye, bu arada, İsviçreli Eduard  Meier’e, uzayda serbestçe dolaşan ırklar arasında, o kadar iyi niyetli olmayan, hatta saldırgan ırklar da bulunduğu bildirildi. Bu ırklar da, daha iyi niyetli ve dost olanlar kadar, dünyamıza gelip gitme olanağına sahipler; ancak daha çok, dost olanların ziyaretleri bildiriliyor.

2-İsviçre olayında, Eduard Meier, insan kaçıran UFO'ları ve dünyadan kaçırılıp da bir daha geri dönmeyen kurbanları sorduğunda, kendisine, merak etmemesi, çünkü, doğada geçerli çekim yasası -yani benzerler birbirini çeker- gereğince, yabancı ziyaretçilerle aynı titreşimleri yaymayan bir canlının onlar için çekici olmayacağı bildirilmişti. 

Yani, bencil bencili, güç hastası güç hastasını, sadist sadisti ve sevecen de seveceni çekerdi. Bu bakış açısına göre, kaçırılanlar, ellerine fırsat geçse kaçıranlar olurlardı; bu yüzden de kendilerine benzeyenler tarafından kaçırılırlardı. Meier'e kendi düşünceleri ve davranışları ile, kendini böyle bir duruma hazırlamamış bir kişinin asla kaçırılmayacağı söylenmişti. Her kişi, her zaman seçme hakkına sahiptir ve isterse huylarını değiştirebilir denmişti. Aynı nedenle, bir ırk veya uygarlık, genellikle dünyada eylem  yapan başka bir ırk veya uygarlığa karışmaz. Bazı durumlarda bu eylemler çakışıyorsa,bir istisna söz konusu olabilir ve müdahele gerçekleşebilir.

3-İncil der ki: "O zamanlar yeryüzünde devler vardı" ve "bütün güzel kadınları alıp kendilerine eş yaptılar" ve "erkekleri tutsak ettiler." Onlar, mitolojide de Tanrılar olarak geçer. Ünlü Yunan düşünürü Tyana'lı Apollonius, doğuya yaptığı yolculukta duyduğu, Doğu'da, yüksek bir dağın tepesinde oturan büyük bir kralı anlatır. Bu kral, göklerden gelen dev adamlarla sık sık buluşurmuş. Bu adamlar dünyadışından geliyorlarmış; disk şeklinde uçan makineleri varmış; bu makineler, dik olarak inip kalkabiliyor ve havada hareketsiz durabiliyorlarmış. Bu devler, işlerini robotlara gördürürlermiş. Yine, Minnesota'lı bir çiftçi olan L.Z, yaklaşık iki metreden uzun dünyadışı insanlar tarafından birkaç kez ziyaret edilmiş ve kendisini, disk şeklindeki araçları ile birkaç kez dolaştırmışlardı. Buraya, binlerce yıldan beri gelip gittiklerini, eski insanların kendilerini tanrı yerine koyarak tapındıklarını da söylemişlerdi. Pleiades'larda bulunan Alcyone adlı bir yıldız sisteminden geldiklerini bildirmişlerdi.

4-Eduard Meier'i ziyaret eden Pleiades'lılar da, atalarının dünyaya, binlerce yıldan beri gelip gittiklerini söylemişlerdi. Eski devirlerde onları tanrı yerine koyarlarmış. Bazı dinsel öğretiler böylece meydana çıkmış. Başka bazı dünyadışı varlıklar, Colombia'lı Enrique Carlos Rincón ile sürekli temas kurmuşlardı. Rincon'u birçok kez gemilerine götürdüler. Bazıları, bizlere oranla çok daha uzun boyluydu. Rincon'a, bizim Pleiades dediğimiz yıldız kümesinden geldiklerini söylediler. Buraya binlerce yıldan beri geldiklerini ve ilkel insanların kendilerine tapındıklarını bildirdiler. Peru'da Charles Silva ile temas kuran, uzun boylu dünyadışı insanlar da, onu, birkaç kez uzay gemilerine götürdüler. Pleiades adı verilen yıldız sisteminden geldiklerini söylediler. Dünyayı, binlerce yıl önce ilk kez ziyaret ettiklerinde, gökten inen tanrılar yerine konularak, kendilerine tapınıldığım bildirdiler.

5-İsviçre'yi ziyaret eden dünyadışı varlıklar, Eduard Meier'e; "Dünyadaki insanlar, dünyanın kaynaklarını yok edip, Karşıt fikirler taşıdıkları için birbirleriyle savaşacaklarına, birleşseler, kaynak ve teknolojilerini birlikte geliştirseler, üç yüz yıl içinde, uzayda serbestçe yolculuk yapabilecek düzeye gelirler ve gezegenlerini savunabilirler," demişlerdi. Gerekli sağduyuyu kazanır kazanmaz, şu anda tasavvur bile edemediğimiz güçleri geliştirmemiz mümkün olacaktı.

6.İsveçre'deki, dünyadışı ziyaretçiler, temas ettikleri kişiye, insanlığın, çılgınca bir kendini yok etme sürecinde bulunduğunu söylediler. Onlara göre, böylesine kıskançlık ve güç hırsı ile dolu ve gün geçtikçe daha çok şiddet ve yıkıcılığı adet edinen toplumlar, diğer bütün toplumlar için tehlikeli olup, herkesin yararına olacak bir şekilde, büyük bir olasılıkla, kendi kendilerini yok ederlerdi. Kötü tohumun sonuçları...

 
Eklenme Tarihi : 12.01.2015 00:07:06
Okunma Sayısı : 1640

Yorumlar

Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız
Yorumunuz