Fotoğraf Galerisi
Ay 3
Ay 3
Tüm Fotoğraflar

Anket
Günün Sorusu
Sizce Ufo'lar Gerçek mi
 
   
Sayaç
Online : 42
Toplam : 51
Ziyaretçi
 

Atatürk'ün Az Bilinen Yönleri...

Untitled Document


TÜRKİYE CUMHURİYETİ'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün olağanüstü yaşamı boyunca başından çok ilginç ve gizemli olaylar geçtiği biliniyor.Bunlar yan yana getirildiğinde, Atatürk'ün, bilinen üstün yanlarının yanı sıra, bilinmeyen bazı gizemli güçlerin de yanında yer almasıyla çok daha olağanüstü bir şahsiyet olarak ortaya çıktığını görüyoruz.








1907'deki harita





Atatürk, Kurtuluş Savaşından çok önce, İttihatçıların Trakya'da I907'de yaptıkları bir toplantı sırasında bir Türkiye haritası çizmişti. Orada bulunanların anlattıklarına göre, bu haritanın o günkü Osmanlı Devleti sınırlarıyla hiçbir ilgisi yoktu. O zaman bir anlam verilemeyen bu harita, gelecekte gene Atatürk'ün kuracağı Türkiye Cumhuriyeti'nin haritası olacaktı...

Haritada bugünkü sınırlarımıza uymayan tek bir fark vardı:Atatürk, bizden ayrılmasına gönlünün bir türlü razı olmadığı Kerkük'ü deTürkiye topraklarına katmıştı. Yıllar sonra uzun ve çok zor bir mücadele sonunda gelinecek olan bu noktayı Atatürk, ta o zamanlar nasıl tasarlamıştı?

"15 yıl hüküm süreceksin!"

Atatürk hakkında yapılmış birçok kehanet vardır. Bunların en ilginci, hiç kuşkusuz kendisinin el falına bakan bir bedevinin söyledikleriydi. Mustafa Kemal, arkadaşlarıyla birlikte Bingazi'ye gidiyordu. Trablusgarp Savaşına katılacaklardı. Yolda bir bedeviye rastladılar. Bedevi, el falından çok iyi anladığını söyleyerek, genç subayların fallarına bakmayı teklif etti. Hepsi avuçlarını gösterdiler ve talihlerini öğrenmek istediler.

Sıra, Mustafa Kemal'e geldi. O, ya fala inanmıyor, yahut bir bedevinin kehanetine güvenmiyordu. Bununla beraber, arkadaşlarının ısrarına dayanamadı, elini uzattı. Sarışın subayın elini sert avuçlarına alan bedevi, bu elin çizgilerine bakar bakmaz yerinden fırladı,ayağa kalktı ve büyük bir heyecanla;

"Sen Padişah olacaksın" diye bağırdı, "Padişah olacaksın ve 15 yıl hüküm süreceksin."

Gülüştüler ve bedeviyi bırakıp yollarına devam ettiler. Aradanyıllar geçti. Mustafa Kemal, Türkiye Devleti'nin Cumhurbaşkanı oldu.Cumhuriyetin on dördüncü yılında hastalandı. Karaciğerinin şiştiğini  görenler, içme Paşam" diye yalvardıkları zaman, Atatürk, Bingazi yollarındaki falcı bedeviyi hatırlayarak güldü ve "Arap vaktiyle söylemişti' dedi, 'Bizim Padişahlık nasıl olsa onbeş yıl sürecek" ve ilave etti,   "Hesapça bu son senemizdir" Yıl 1938 idi

Bineceği uçak düştü

Uçakların ilk deneme ve geliştirilme dönemleriydi. Fransa'da yapılan bir uçak gösterisinde, birçok  ulusun temsilcileri arasına, Osmanlı ataşesi olarak Mustafa Kemal de katılmıştı. Gösteriyi izleyenler, sırasıyla uçağa bindirilerek gezdiriliyordu. Sıra, Mustafa Kemal’e geldiğinde , gösteride bulunan ve genç ataşenin komutanı olan şahıs, birden endişeye kapılarak Mustafa Kemal'in uçağa binmesine engel oldu.Öteki temsilcilerle uçmaya başlayan uçak, kısa bir süre sonra düştü ve içindekilerden hiçbirinin sağ kalmadığı görüldü. Atatürk'ü doğumundan ölümüne kadar koruyan gizemli bilinmeyen güçler burada da devreye girerek , mutlak ölümle sonuçlanacak bu olaydan kendisini uzak tutmuşlardı. Çünkü, Mustafa Kemal'i, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmak görevi bekliyordu...

Aynen gerçekleşen rüya

Atatürk'ün haberci rüya denilen türden, yıllar sonra yaşayacağı bir sahneyi aynen gördüğü kehanet niteliğindeki bir rüyasını, Dr. Reşit Galip'ten öğreniyoruz.

Mustafa Kemal, Ankara'ya geldikten bir süre sonra ilginç bir rüya görmüştü. Rüyasını ertesi gün bana şöyle anlattı: 'Rüyamda bana, 'Paşam,İnönü'nden ne haber' diye sordunuz. Ben de 'Vaziyet kritiktir' cevabını verdim,'Kritik nedir? Anlamadım ki' dediniz. 'Bunun cevabını on beş dakikaya kadar size veririm' diyerek odama çekildim.'

Mustafa Kemal bana bu rüyasını anlattığında, düşman henüz İzmir'e çıkmamış ve saldırılarına başlamamıştı. İnönü mevkii de önem kazanmış değildi.Aradan yıllar geçti. Birinci İnönü Zaferi'ni kazandık ve nihayet İkinci İnönü Savaşı başladı. Henüz bu ikinci savaşın neticesinin alınmadığı tehlikeli günlerden biriydi. Mustafa Kemal'in arabası Millet Meclisinin önünde durdu.Hemen yanına koşarak, telaş ve endişe içinde, 'Paşam, İnönü’den ne haber'diye sordum.

Aynen şu cevabı verdi: 'Vaziyet kritiktir'. O zaman ben, 'Kritik nedir? Anlamadım ki' dedim. Mustafa Kemal, 'Sana bunun cevabını on beş dakikaya kadar veririm' dedikten sonra,gülümsedi:

'Hani Ankara'ya geldikten kısa bir süre sonra ben bir rüya görmüştüm ve sana anlatmıştım, hatırladın mı?' Hafızamı yoklayarak rüyasını anlattım. Gülerek, 'İşte, rüya ayniyle vakidir. Ben İsmet'i tanırım.Göreceksin, on beş dakikaya varmadan kendisinden muzafferiyet haberi alacağız...' dedi."

Gerçekten de on beş dakika geçmeden bir telgraf geliyor ve İkinci İnönü Savaşanın da zaferle sonuçlandığını öğreniyorlar. Bu ilginç haberci rüya,bize anlatmaktadır ki, birçok önemli olaylar, onların gerçekleşmelerinden çok önce, rüya vb. yollarla özellikle vazifeli beşerlere bildirilmektedir.

Seccade üzerindeki kehanet


Bilindiği gibi, Hint halkı, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda, Atatürk'ü ve Türk halkını yalnız bırakmadı. Maddi ve manevi olarak Türk halkının yanında yer aldı. Kurtuluş Savaşı'ndan yıllar sonra, 1929 yılında, bir Hintli Mihrace, Atatürk'ü Pera Palas'taki 101 numaralı odasında ziyaret etti. Kimliği ile ziyaret nedeni günümüze kadar sır olarak kalan Mihrace'nin, Atatürk'e sunduğu bir hediyenin kendisinde de bir sır gizliydi.

Bu hediye, altın sırma işli, Hint işi bir ipek seccadeydi.Seccadenin üzerindeki desende, bir şamdanın asılı olduğu bir düz kemeri, her iki yanında birer güvercinin bulunduğu beş kubbeli bir diğer kemerin çevrelediği görülüyordu. Bordur motifi, fillerden oluşuyordu. Desenin en ilginç unsuru ise, her iki kemerin arasındaki, dal kıvrımı ve gül motifleriyle süslü boşlukta yer alan, roman rakamlı bir saat kadranıydı. Bu saat, 09.08’i gösteriyordu.Esrarengiz Mihrace'nin ziyaretinden 9 yıl sonra, Atatürk, hepimizin bildiği gibi, seccadede işlenmiş olan saatte, fakat 3 dakika farkla 9'u 5 geçe vefat etti. O zaman anlaşıldı ki, ipek seccade, üzerinde bir kehanet mesajı taşımaktaydı...

Atatürk II. Dünya Savaşı'nı görüyor 

Çok gizemli bir kişiliği ve ileri görüşlülüğü olan Atatürk'ün, sağlığında,geleceğe ilişkin olarak yaptığı bazı tahminler, daha ziyade birer kehanet niteliğindedir. Atatürk, daha 1931 yılında, 2. Dünya Savaşı'nın patlamasının yakın olduğunu ve bu konudaki düşüncelerini General McArthur'a şöyle anlatmıştır: "Versay Anlaşması, Birinci Dünya Savaşı' na yol açan nedenlerden hiçbirini ortadan kaldırmadı. Tersine, rakipler arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirdi. Şimdi içinde yaşadığımız barış dönemi, sadece bir ateşkesten ibarettir. Bence, dün olduğu gibi yarın da Avrupa'nın geleceği,Almanya'nın alacağı tavra bağlıdır. Fevkalade bir dinamizme sahip olan 70 milyonluk çalışkan ve disiplinli millet, üstelik milli ihtiraslarını kamçılayacak siyasi bir akıma kendini kaptırdı mı er geç Versay Anlaşması’nı tasfiyeye girişecektir.

Atatürk, bu sözleri söylerken Hitler, henüz Almanya'da iktidarıele geçirmemişti. Ne var ki.Atatürk Almanya için böyle bir tehlikenin varlığını görmüş Alman Halkının milliyetçi duygularını ırkçılıkla körükleyen Hitler Nazizminin,"Avrupa kıtasını hemen işgal edebilecek bir orduyu kısa zamanda kuracağını beyan etmişti. Atatürk, hayatının sonlarına doğru da şöyle diyordu: 'Bir Dünya savaşı yakındır. Bu savaş sonucunda dünyanın durumu ve dengesi baştan başabozulacaktır."

Atatürk,aynı şekilde, Mussolini’nin geleceği hakkında da ilginç açıklamalar yapmıştı:

"Mussolini,bir maceraperesttir.Milleti bir uçuruma sürüklemektedir. Her tarafa saldırıyor.Beni Roma'ya davet etti. Antalya'da görüşelim cevabını verdim. Bu adam yüzünden, çok şımarmış olan bir millete ders vermeyi çok isterdim lakin yakında küçük bir millet onlara layık oldukları dersi verecektir.  Ve şunu da hatırlatırım ki, bir gün gelecek,Mussolini'yi kendi milleti linç edecektir..."

Atatürk'ünbu kehanetlerinin tümü, aynen belirttiği gibi gerçekleşti. Küçük bir millet olan Habeşistan, İtalyanları bozguna uğrattı ve Mussolini kendi halkı tarafından linç edildi.

Almanlara izin yok

Atatürk,1937'lerde Sovyet Elçiliği'ndeki, Sovyet Devrimi Yıldönümünde yaptığı ve belgelenmiş bir konuşmasında: “…Bir güngelecektir ki, bizim topraklarımızdan Rus düşmanı bir milletin ordusu oraya doğru yürümek düşüncesini aklından geçirecek, fakat karşısında bizim eylemli vetomuzu bulacaktır.." demişti. Atatürk'ün bu ilginç kehaneti de aynen gerçekleşti. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Almanların Türkiye üzerinden Sovyetler Birliği'ne yapmak istediği saldırı Türk Hükümetinin ustaca siyasetiile engellendi.

Son rüya

26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsızlığı ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı. Prof. Afet İnan, olayı şöyle anlatıyor: "O geceyİ rahatsız geçirdi. İlk hafif komayı o zaman atlatmıştı.Ertesi sabahki açıklamasında: “Demek ölüm böyle olacak” diye uzun bir rüya gördüğünü anlattı. Rüyadaki olay, Selanik te ihtilale ait bir komitacılık vakası idi.'Salih’e söyle ikimizde kuyuya düştük, fakat o kurtuldu” dedi.

Atatürk’ün burada "kuyuya düşme" sembolüile gördüğü rüya vizyonu, kendisinin söylediği gibi  ölümünün habercisi idi. Salih Bozok’un kurtulması ise Atatürk’ün vefatı günü, buna çok üzülen Salih Bozok’un intihar etmesi ve sonunda kurtarılmasını simgeliyordu..

Kaynak:Bilinmeyen Dergisi

 
Eklenme Tarihi : 21.02.2016 18:05:47
Okunma Sayısı : 4233

Yorumlar

Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız
Yorumunuz