Fotoğraf Galerisi
Pleiades
Pleiades
Tüm Fotoğraflar

Anket
Günün Sorusu
Sizce Ufo'lar Gerçek mi
 
   
Sayaç
Online : 35
Toplam : 63
Ziyaretçi
 

Cennette Zaman Ters Akar


İlginçtir, cennet tasvirlerinde de ırmaklar baş yukarı akmakta, Tuba ağacının dalları yerde, kök ve gövdesi yukarıda, ters olarak durmaktadır. Hatta bir hadiste, meleklerin, kanatlarını kuşlar gibi açarak değil de, kapayarak (huruç edip) göğe yükseldikleri ve inerken kapamak yerine açtıkları bildirilmiştir.

Fakat en ilginci, şeytanın yaşlanma sürecidir. Şeytan önce yaşlanmakta, sonra tersine gençleşmekte, ve sonra da yeniden yaşlanarak, ömrünü böyle sürdürmektedir. Öte alemdeki zaman yapısının hiç de beklediğimiz gibi olmadığını düşünüyorum. Bu anlayış, bana veya İslam inancına özgün değildir. İskandinav’ların Ölüm Tanrıçası Hel örneğin, ölülere geçmişe doğru nasıl yaşanacağını gösterir. Ölüler yeniden doğup hayata tekrar salınmaya hazır olana kadar giderek gençleşirler! Belli ki cennet (ve cehennem), nedenselliğin bildiğimiz şekliyle işlemediği bir mekan olacaktır. İnsan hariç, diğer canlı/cansız dünya için hangi zamanın, nedensellik veya ters nedensellik ilkelerinden hangisinin işlediğinin önemi yoktur. Onları inceleyip yorumlayacak bilinçte bir zihin yoktur.

Bildiğimiz kadarıyla iki evren ve iki zaman ile, aralarındaki geçiş şekli üzerinde kafa yoracak yegane varlık bizleriz fiziki dünya üzerinde. Doğal yapımızdaki merak ve endişe ile, bizlere ne olacak sorusuna cevap arar dururuz. Ben öldüğüm zaman, elbette ki fiziksel ve ona bağlı olarak zihinsel ve ruhsal varlığım sona erecektir. Bilincim kapanacak, hayatta iken içinde kaybolduğum derin rüyasız uykularda olduğu gibi, yokluğun, hiçliğin kucağına düşeceğim. Üstelik hiçliğin ne kadar süreceğini bilemeyeceğim. Evrenimiz genişliyorsa, bu muhtemelen sonsuza kadar bir zaman alacaktır. Fakat bilincim de bedenle hiçliğe karıştığı için zaman kavramından da çıkmış olacağım. Benim için zaman ve evren olmayacak, zaten “ben” diye bir şeyden de bahsetmem anlamsız ona bakarsanız. O da kalmayacak.

Evren, genişlemesini sürdüre duracak. İnsanlar ölecek, yenileri doğacak. Daha 3-4 nesil geçmeden, Renan Seçkin adında birinin yaşamış olduğu unutulup gidecek. Çok, çok zaman sonra, evrenin madde yoğunluğu miktarı, Omega değerine eşit(veya büyük) ise (teorimizi bu varsayım üzerinde oturtuyoruz), evren daha fazla genişleyemeyecek ve çekim kuvvetinin etkisiyle daralmaya geçmeden hemen önce “Kıyamet” kopacak. Evren belirsiz sürecek bir anlık kararsızlığından sonra akıl almaz bir tavır değişikliğine girecek. Bir anda her şey tersyüz olacak. Yukarı olan aşağı, aşağı olan yukarıda olacak. Sağ olan sol, sol olan sağ görünecek. İleri giden, geri gelecek, genişleyen, büzüşecek. Galaksiler ayrılırken, bitişmeye başlayacak. Evren daha önce kararırken, yavaş yavaş aydınlanmaya başlayacak. Soğurken, ısınmaya, ıssızken, doluşmaya…

Evet, şimdi muhtemelen aklınıza geriye doğru olan bu sıralamadaki canlı tabiatın kıpırdanışı geliyor olabilir. Bekletmeden düşüncelerimi sıralamaya devam ediyorum. Düşünen düşünür, katılan katılır… Yok olan, tekrar yaratılacak. Tüm dini öğretilerin kıyamet günündeki dirilişten bahsetmeleri üzerinde yeteri kadar çeşitlilikte fikir sunulmadığını düşünüyorum. Ölen her bir kişi, kendi ölüm zamanı tersten oynatıldığında, tekrardan vücut bulacaktır. İnsan soyunun başlangıcından bu yana kaç milyar kişi yaşadıysa, hepsi kendi sırasıyla “tekrardan doğacaklardır”. Kıyamete yakın olanlar ilk olarak hayata dönerken, en eski atalarımız bu şansa en son olarak ulaşacaklardır.
 
Eklenme Tarihi : 21.12.2014 23:47:24
Okunma Sayısı : 1690

Yorumlar

Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız
Yorumunuz