Fotoğraf Galerisi
Messier 8
Messier 8
Tüm Fotoğraflar

Anket
Günün Sorusu
Sizce Ufo'lar Gerçek mi
 
   
Sayaç
Online : 44
Toplam : 72
Ziyaretçi
 

Çözülemeyen Kitap Voynich Elyazması

Voynich elyazması, içinde yazılanlar henüz anlaşılamamış gizemli bir resimli kitap.

Yaklaşık 400 yıl kadar önce bilinmeyen bir yazar tarafından, bilinmeyen bir alfabeyle ve bugüne dek anlaşılamayan bir dilde yazılmış.Voynich Elyazması üzerine 1912 yılında gün ışığına çıkarıldığından bu yana bir çok profesyonel ve amatör kriptolog yoğun bir mesai harcadı. Bunlar arasında İkinci Dünya Savaşının unlü Amerikalı ve Ingiliz şifre kırıcıları da bulunuyor.

Ama bütün bu çabalara rağmen elyazmasının tek bir kelimesi bile hala deşifre edilemedi. Bu başarısızlıklar dizisi Voynich Elyazması tarihsel kriptoloji  alanında epey ünlendirdi. Ama bir teoriye göre de kitap incelikli bir aldatmacadan başka bir şey değil - rasgele sembollerin anlamsız bir şekilde ardarda  dizilmesinden oluşuyor...



Elyazması 1912 yılında Polonya kökenli bir satıcısı olan Wilfrid M. Voynich tarafından ele geçirilerek gün ışığına çıkarıldı. Kitap bugün Yale Üniversitesi Beinecke Nadir Kitaplar Kütüphanesi'nde bulunuyor. Kitabın ilk tıpkı basımı 2005 te yayınlandı.

Yapılan incelemeler, kitabın orijinalinin 272 sayfa olduğunu gösteriyor. Ne var ki günümüze yalnızca kitabın 240 parşömen sayfası ulaşmış bulunuyor. Kitaba  sonradan eklendiği anlaşılan sayfa numaraları arasındaki boşluklar, bu sayfaların, kitap Voynich'in eline geçmeden önce kayıp olduğuna işaret ediyor.

Metin ve figür hatları için tüy kalem kullanılmış ve figürler, muhtemelen sonraki bir tarihte biraz kabaca renklendirilmiş.

Kitaptaki resimlerin özellikleri

“Elyazmasında bulunan resimler kitabın içeriğine pek fazla ışık tutmuyor, ama bu resimlerden kitabın altı bölümden oluştuğunu çıkarsamak mümkün. Yalnızca metinden oluşan son bölüm dışında hemen her sayfa en az bir resim içeriyor. Bu resimlerden hareketle kitabın şu bölümlerden oluştuğu düşünülüyor:

Şifalı bitkiler

Bu bölümdeki her sayfada bir ve bazen de iki bitki yer alıyor. Bunlar zamanın tipik şifalı otları. Bu çizimlerin bazı kısımları, eczacılık bölümünde görünen resimlerin daha büyük ve daha temiz kopyaları.

Astronomi

Bu bölüm, bazılarında güneş, ay ve yıldızların yer aldığı dairesel diagramlar içeriyor. 12 diagramlık bir dizi oniki burcun geleneksel sembollerini tasvir  ediyor. Örneğin, Balık burcu için iki balık, Boğa burcu için bir boğa ve Yay burcu için elinde tatar yayı olan bir asker çizilmiş. Her sembol tam olarak 30 küçük kadın figürüyle çevrelenmiş. Çoğu çıplak olarak resmedilmiş bu kadınların herbiri birer yıldız tutuyor. Bu bolümün son iki sayfası (Kova ve Oğlak burçları) eksik. Ote yandan Koç ve Boğa burçları herbirinde onbeşer yıldız bulunan dört çift diyagrama ayrılmış. Bu diyagramlardan bazıları kitabın eninden  büyük sayfalara yapılıp içe doğru katlanmış.

Biyoloji

Bu bölümde yoğun ve süreğen metnin arasına figürler serpiştirilmiş. Bu figürlerin çoğu, birbiriyle ince kanallarla birbirine bağlanmış havuzlarda veya küvetlerde yıkanan çıplak kadınlardan oluşuyor ve kadınlardan bazıları açık bir şekilde vücut organları şeklinde resmedilmiş. Kadınlardan bazıları taç  giyiyor.

Kozmoloji

Bu bölümde ne olduğu belli olmayan dairesel diagramlar bulunuyor.Aynı zamanda katlama sayfalar da bulunuyor. Bunlardan birinin eni altı sayfa uzunluğunda ve üzerinde bir harita veya bir diagram var  birbirine "yollar'la bağlanmış dokuz ’ada", kaleler ve muhtemelen bir yanardağ çizilmiş.

Eczacılık

Bu bölümde kökler, yapraklar gibi bitkilerin bazı kısımlarının birçok çizimleri; eczacı kavanozlarına benzeyen ve marjinler boyunca çizilmiş nesneler ve az sayıda metin paragrafları yer alıyor.

Reçeteler

Resimlenmemiş olan bu son bolümde ise her birinin başında çiçeğe veya yıldıza benzeyen işaretler bulunan birçok kısa paragraf bulunuyor.

Kitabın Metin Özellikleri

Metin açık bir şekilde soldan sağa yazılmış ve sağ marjin hafifçe girintili-çıkıntılılı. Uzun bölümler paragraflara bölünmüş. Belli bir noktalama yok. Duktus (yani yazının yazıldığı hız, itina ve kıvrımsallık, sanki yazıcı yazdığı şeyi anlıyormuşçasına yumuşak bir akışa sahip. Elyazması, herbir karakterin kağıda  geçirilmeden önce  hesaplanmış olduğu izlenimini vermiyor.

 Metin, birbirleri arasında küçük aralıklar bulunan 170 bin ayrı gliften veya harften oluşuyor. Gliflerin çoğu bir ya da ili basit kalem vuruşuyla yazılmış.  Görünüşe bakılırsa bütün metin boyunca 20-30 gliften oluşan bir alfabe kullanılmış. Ama bunun yanısıra metin boyunca sadece bir ya da iki kez kullanılmış birkaç düzine tuhaf karakter de var.

Daha geniş boşluklar metni farklı uzunluklarda 35 bin kelimeye ayırıyor. Bunlar görünüşe bakılırsa, kendince fonetik veya ortografik kurallara uyuyor. Bu  kurallara göre bazı karakterlerin her kelime içerisinde mutlaka yer alması gerekir (örneğin, Türkçe'de sesli harfler böyledir); bazı karakterler asla bir diğeriyle birlikte kullanılmaz; bazı karakterler ikilenebilirken bazıları da ikilenmeyebilir.

Elyazması metnin istatistik analizi doğal dillere benzer örüntüler ortaya koyuyor. Örneğin, kelime sıklıkları Zipf'in yasasına uyuyor ve kelime entropisi (kelime başına yaklaşık 10 birim) İngilizce veya Latince metinlerinkine benziyor. Bazı kelimeler yalnızca belli bazı bölümlerde veya sadece birkaç sayfada, diğerleri ise bütün elyazması boyunca geçiyor. Resimlere iliştirilmiş olan bin kadar etiketlerde ise pek az tekrarlar sözkonusu. Şifalı bitki bölümünde, her sayfadaki ilk kelime sadece o sayfada geçiyor ve bunun bitkinin adı olabileceği düşünülüyor.

Öte yandan, Voynich Elyazması'nın dili bazı bakımlardan Avrupa dillerinden oldukça farklı. Örneğin, on harften daha uzun hiçbir kelimeye rastlanmıyor.  Bununla birlikte bir ya da iki harften oluşan çok az kelime var. Harflerin kelime içerisinde dağılımı da oldukça garip:Bazı karakterler sadece kelimenin başında, bazıları sadece sonunda ve bazıları da her zaman ortada geçiyor. Bu Arapça’da rastlanan ama Roma, Yunan veya Kril alfabelerinde rastlanmayan bir düzenleniş.

Görünüşe bakılırsa metin tipik Avrupa dillerinden daha tekrarcı; aynı ortak kelimenin bir satırda üç kez yer aldığı durumlar var. Sadece bir harfin değiştiği kelimeler de alışılmadık bir sıklıkla tekrarlanıyor.

Elyazmasında, Latin yazı düzeniyle yazılmışa benzeyen sadece birkaç kelime bulunuyor. Son sayfada epeyce değiştirilmiş Latin harfleriyle yazılmış dört satırlık bir yazı yer alıyor. Bu yazıda sadece iki kelime kitapta kullanılan ana alfabeyle yazılmış. Harfler 15. yüzyıldaki Avrupa alfabelerine benziyor, ama kelimeler hiçbir dilde bir anlam ifade etmiyora benziyor. Aynı zamanda astronomi bölümünde Marttan Aralık'a kadar on ayın isimlerinin Latin harfleriyle yazıldığı bir dizi diagram bulunuyor. Bu yazılar Fransa veya İber yarımadasının ortaçağ dillerini andırıyor.Ne var ki, bu Latin harfleriyle yazılmış olan yazı parçalarının orijinal metnin bir parçası mı olduğu, yoksa sonradan mı metne eklendiği bilinmiyor.

Kitabın tarihi

Elyazmasının tarihi hala soru işaretleriyle dolu, özellikle de yazıldığı dönem bakımından. Elyazmasının alfabesi bilinen herhangi bir yazıya benzemediği ve metin hala deşifre edilemediği için kitabın yaşı ve orijini hakkındaki tek kullanışlı delil resimler; özellikle de insan figürlerinin giysi ve saç stilleri ve diagramlarda görülen bir çift kale. Bunlar tipik bir şekilde Avrupa ya özgü ve bu delile dayanarak uzmanların çoğu kitabın 1450 ile 1 520 yılları arasında  yazılmış olduğunu söylüyor. Bu tahmin diğer ikincil ipuclarıyla destekleniyor. Elyazmasının en eski teyid edilmiş sahibi 17. yüzyılın başlarında Prag'da yaşamış Georg Baresch isimli pek tanınmayan bir simyacı. Yıllarca "kütüphanesinde gereksiz yere yer tutan' bu 'muamma' görünüşe bakılırsa tıpkı bizim bugün olduğu gibi o zamanda Baresch'in kafasını kurcalıyordu. Collegio Romano'da bir cizvit alimi olan Athanasius Kircher'in bir Koptik sozluk yayınladığını ve Mısır hierogliflerini "deşifre ettiğini" öğrenince, yazıdan örnek bir kopyayı Roma'ya Kirchere göndererek ipuçları istedi. Kirchere yazdığı 1639 tarihli mektup, elyazmasından söz eden bugüne kadar bulunmuş en eski tarihli kayıt.

Kircher'in kitabı elde etmek istemesinden konuyla ilgilendiği anlaşılıyor. Ne var ki Baresch kitabı vermeyi kabul etmedi.Ama Baresch'in olumu üzerine elyazması o sırada Pragdaki Charles Üniversitesinin rektörü olan Jan Marek Marciye geçti.O da kitabı hemen çok eski arkadaşı olan Kirchere gönderdi.  Marci’nin 1666 tarihli önyazısı hala elyazmasına ilişik bulunuyor.

Sonraki 200 yıl boyunca kitaba ait herhangi bir kayıda rastlanmıyor. Ama kitap muhtemelen, Victor Emmanuel H’nin birliklerinin şehri 1870 de ele geçirip Papal Devletleri ilhak etmesine kadar Collegio Romano'nun kütüphanesinde kaldı. Yeni İtalyan hükümeti Kilise'nin birçok malına el koydu ve bunlar arasında Collegio Kütüphanesi de bulunuyordu. Ama bu olmadan hemen önce Üniversite kütüphanesinde bulunan ve el koymadan muaf tutulan birçok kitap alelacele üniversitenin öğretim üyelerinin özel kütüphanelerine aktarıldı. Bu nedenledir ki, Voynich elyazması, o zamanlar Cizvit tarikatının başı ve Üniversite'nin rektörü olan Petrus Beckx'in mührünü hala taşıyor.

Beckx‘in "özel' kütüphanesi, 1866'da Cizvitler tarafından satın alınan ve Roma yakınlarındaki büyük bir kır sarayı olan Villa Mondragone'ye taşındı. 1912’de, para sıkıntısı çeken Collegio Romano kitaplarından bazılarını satmaya karar verdi. Wilfrid Voynich buradan 30 elyazması satın aldı ve bunlar arasında sonradan kendi adı verilen elyazması da bulunuyordu. 1930'da öldüğünde elyazması,The Gadfly romanının yazarı Ethen Lilian Voynich'e geçti. O da 1960da  öldüğünde elyazmasını yakın arkadaşı Anne Nill'e bıraktı. Anne Nill 1961 yılında kitabı bir diğer eski kitap satıcısı Hans P. Kraus’a sattı. Bir alıcı bulamayan Kraus elyazmasını 1969 yılında Yale Üniversitesi'ne bağışladı.

Kitabın yazarı kim?

Sırrı hala çözülememiş bulunan bu kitabı kimin yazdığı bilinmiyor. Ama elyazmasımn muhtemel yazarı olarak bazı isimler geçiyor. Bu isimlerden en ünlüleri sunlar:

Roger Bacon

Marci'nin 1665'de Kircher e gönderdiği onyazıda, merhum arkadaşı Raphael Mnishovsky'ye göre kitap Bohemya Kralı II. Rudolf (1552-1612) tarafından 600 düka'ya (bugünun parasıyla 31 bin dolar kadar) satın alınmıştı. Mektuba göre, kitabın yazarı Fransisken rahip ve çok yönlü bilimadamı Roger Bacon'dı (1214-1294).  Marci "bu konuda bir yorumda bulunmak istemediğini' söylese de Voynich bu iddiayı oldukça ciddiye aldı ve bunu teyid etmek için epey çaba harcadı. Onun bu  kanaati 80 yıl boyunca çoğu deşifre girişimlerini güçlü bir şekilde etkiledi. Ne var ki, Voynich elyazmasını inceleyen ve Bacon'ın kitaplarını bilen bilim adamları bu olasılığı kesin bir şekilde reddettiler.

Jacobus Sinapius

1921 yılından önce Voynich tarafından Voynich elyazmasımn birinci sayfasından alınan bir fotostatik reprodüksiyon silinmiş olan soluk bir yazının varlığını ortaya çıkardı. Kimyasalların yardımıyla bu yazıda 'Jacobj a Tepenece" ismi okunabildi. Bunun Latince adıyla Jacobus Sinapius olarak bilinen Tepenecli Jakup Horcicky olduğu düşünüldü. Bitkisel tıp uzmanı olan Jacobus Sinapius Rudolf li nin özel hekimi botanik bahçelerinin bakıcısıydı. Voynich ve ondan sonra gelen birçok kişi bu 'imza"dan Jacobus'un kendisinin elyazmasımn yazarı olabileceğini düşündü. Ne var ki Jacobus'un imzasının sonradan bir belgede bulunan imzayla uyuşmadığı görüldü.

Birden çok yazar

Bir ABD Donanma kriptografı olan Prescott Currier 1970 lerde elyazması üzerinde çalıştığında "Şifalı bitkiler' bölümünün farklı istatistiksel ve görünüşe göre farklı elyazılarına sahip iki kısma ayrılabileceğini gözlemledi. Buradan Voynich elyazmasımn aynı alfabeyi kullanan iki yada daha fazla yazar tarafından kaleme alınmış olduğu sonucuna vardı. Ne var ki, daha sonraki çalışmalar bu sonucun doğru olmadığını gösterdi. Kitabı inceleyen bir elyazısı uzmanı bütün elyazmasımn sadece tek bir el tarafından yazıldığını ortaya koydu. Bu da, 'Şifalı bitkiler" bölümündeki sozkonusu farklılığın, yazının basitçe iki geniş zaman aralığında yazılmış olmasından kaynaklanabileceğini gosteriyor.

Kitabın içeriğine ilişkin teoriler

Elyazmasımn günümüze kalan sayfalarının verdiği genel izlenim, bunun bir bitkisel ilaçlar hazırlama kitabı olduğu veya ortaçağ ya da erken modern dönem tıbbına ilişkin konular içerdiği yönünde. Ne var ki resimlerin kafa karıştıran ayrıntıları kitabın kökenine, metninin içeriğine ve yazılma amacına ilişkin bir çok teorinin ortaya atılmasına sebip olmuş durumda.Bunlardan bazıları şöyle:

Bitkiler

Kitabın ilk bölümü hemen tümüyle bitkiler hakkında. Ama bitkileri tanılama yolundaki çabalar buyuk ölçüde başarısız olmuş durumda. Bu bitkiler ne gerçek bitki örnekleriyle, ne de varolan bitkilerin stilize çizimleriyle bir benzerlik taşımıyor. Biri yabani menekşe ve diğeri de baldırıkara olmak üzere yalnızca iki bitki belli bir ölçüde tanılanabilmiş durumda. Farmakolojik taslaklara uyan bitki resimleri bunların temiz kopyalarıymış gibi görünmekle birlikte, eksik kısımlar aykırı görünümde ayrıntılarla tamamlanmış. Gerçekte bitkilerin çoğu bileşik bir görünüm sergiliyor: örneğin, bir türün köklerinin bir diğerinin yapraklarına bağlanmış olduğu görülebiliyor.

Simya

'Biyoloji' bölümündeki havuzlar veya borular simya ile bir ilişkiye işaret ediyor olabilir. Ne var ki dönemin simya kitapları ortak bir resim diline sahip; bu kitaplarda süreçler ve materyaller belli imgelerle (kartal, karakurbağası, mezarda bir adam, yatakta bir çift v.s.) ya da standart metmsel sembollerle (ortasında haç olan bir daire v.s.) temsil ediliyor. Ve bunların hiçbirine Voynich elyazmasında rastlanmıyor.

Simyacıl bitki kitabı

Antik şifalı bitkiler uzmanı olan Sergio Toresella Voynich elyazmasının bir simyacıl bitki kitabı olabileceğini söylüyor. Buna göre kitap şarlatan bir doktorun müşterilerini etkilemek için hazırladığı ve gerçekte olmayan bitkilerle süslediği düzmece bir kitap. Görünüşe bakılırsa Kuzey İtalya'da tam da bu dönemde böylesi kitapların üretildiği görülüyor. Ne var ki bu türden kitaplar stil ve format olarak Voynich elyazmasından oldukça farklı ve bunların hepsinin açık bir dille yazıldığı görülüyor.

 Astrolojik bitki kitabı

Astrolojik yaklaşımlar bitki toplamada elyazmasının yazıldığı tarihlerde yaygın olan diğer tıbbi prosedürlerde oldukça önemli bir rol oynuyordu. Ne var ki, muhtemelen klasik gezegenleri gösteren aşikar Burç sembolleri bir kenara bırakılacak olursa, hiç kimse, bilinen astroloji gelenekleri içerisinde bu resimleri yorumlamayı başaramadı.

Mikroskoplar ve teleskoplar

"Astronomi bölümündeki dairesel bir çizim dört kavisli kolu olan çarpık biçimli bir nesneyi gösteriyor. Bazıları bunun ancak bir teleskop yoluyla elde edilebilecek bir galaksi resmi olabileceği yorumunda bulunuyor. Diğer çizimler de bir mikroskop yoluyla görülebilecek hücreler olarak yorumlanıyor. Bu da kitabın kökeninin ortaçağdan ziyade erken modern doneme dayandığına işaret ediyor. Ne var ki kurulan bu benzerlikler oldukça kuşkulu: yakından bakıldığında, galaksinin orta kısmı daha çok bir su havuzunu andırıyor.

Kitabın diline ilişkin teoriler

Bugüne dek Voynich elyazmasımn "dili"nin ne olduğuna ilişkin sayısız teoriler ortaya atıldı. Bunlardan bazıları şunlar:

Harf-tabanlı şifre

Bu teori, Voynich elyazmasımn Avrupa dillerinden birinde yazılmış anlamlı bir metin içerdiğini ve metnin Voynich “alfabesi ‘yle ve harfler üzerinde bir algoritmanın kullanıldığı bir tur şifre yoluyla bilinçli bir şekilde anlaşılmaz kılındığı görüşüne dayanıyor. Bu. 20. yüzyıldaki deşifre etme girişimlerinin çoğu için bir hipotez teşkil etti. Bunların arasında 1950 lerin başlarında William F. Friedmariın başını çektiği Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı kriptograflarının oluşturduğu bir ekip de bulunuyor. Harflerin yerine başka harfler konduğu basit şifreler, çözülmesi cok kolay olduğu için bir kenara bırakılabilirdi; böylece deşifre çabaları genellikle,1460 larda Alberti tarafından icat edilen çok-alfabeli şifreler üzerine yoğunlaştı. Bu sınıf, boşluklar ve/ya da denk sembollerin, harflerin yeniden düzenlenişin, yanlış kelime ayrımlarının kullanımıyla güçlendirilmiş olabilecek popüler Vigenere şifresini içeriyordu. Bazıları şifrelemeden once sesli harflerin kaldırıldığını one sûrdu. Bu minval üzere çeşitli şifreleme iddiaları ortaya kondu; ne var ki bunlardan hiçbiri yaygın bir kabul görmedi. Bunun başlıca sebebi öne sürülen deşifre algoritmalarının kullanıcının birçok tahminine dayanıyor olması ve bu şekilde herhangi bir rasgele semboller dizisinden anlamlı bir metin ortaya çıkarılabilir olmasıydı.

Bu teori için temel argüman Avrupalı bir yazar tarafından tuhaf bir alfabenin kullanımının ancak enformasyonu gizleme çabasıyla açıklanabilir olmasıydı.  Kitabın yazarı olabileceği one sürülen Roger Bacon şifreler hakkında bilgi sahibiydi ve elyazmasımn tahminî yazılma tarihi bir sistematik disiplin olarak kriptografinin doğumuna kabaca denk düşmektedir. Ne var ki bu teoriye karşı, çok-alfabeli şifrenin Voynich elyazmasında görülen Zipf yasası gibi "doğal' istatistiksel yönleri normalde bozması gerektiği yolunda bir gözlem bulunuyor. Aynı zamanda, çok-alfabeli şifrelerin 1467'de icad edilmiş olmasına rağmen, bunların çeşitlemeleri ancak 1 6. yüzyılda popüler hale geldi; bu da Voynich elyazmasımn yazılmış olabileceği tarihten çok sonrasına tekabül ediyor.

Kod kitabı şifresi

Bu teoriye gore, Voynich elyazmasındaki "kelimeler" gerçekte bir sözlük veya kod kitabına bakıldığında anlaşılabilecek şifreler. Bu teorinin temel kanıtı bu kelimelerin iç yapısı ve uzunluk dağılımının şifreleme için o dönemde doğal bir seçim olabilecek Romen rakamlarındakine benzer olması. Ne var ki kitap tabanlı şifreler sadece kısa mesajlar için elverişlidir çünkü bunları yazmak da okumak da çok zaman alıcıdır.

Görsel şifre

James Finn 2004 yılında yayınlanan Pandora'nın Umudu (Pondoro's Hope) adlı kitabında Voynich elyazmasının gerçekte görsel olarak kodlanmış İbranice olduğunu öne sürdü. Bir kez Voynich harfleri ’Avrupa Voynich Alfabesi” |EVA) kılavuz olarak kullanılarak doğru olarak transkipt edildiğinde, birçok Voynich kelimesinin okuyucuyu şaşırtmak için farklı bozunumlarla tekrarlanan İbranice kelimeler olduğu görülebilirdi.

Buna göre, örneğin elyazmasındaki ”ain" kelimesi ’göz" anlamına gelen İbranice kelimenin yerine kullanılmıştır. Bu kelime aynı zamanda "aiin" veya “anin" olarak farklı bozunmuş versiyonlarda karşımıza çıkmakla birlikte bunlar aslında aynı kelimelerdir. Bunun gibi görsel şifrelemenin diğer yöntemleri de kullanılmıştır. Bu görüşün ana argümanı, bu görüşün deşifre etme konusunda daha matematiksel yaklaşımlara dayanan diğer araştırmacıların elyazmasını deşifre etmedeki başarısızlığını açıklayabilmesidir.

Bu görüşe karşı ana argüman ise aynı metnin olası alternatif görsel yorumlamaların çokluğu goz onune alındığında böylesi bir niteliksel şifrelemenin şifre çözücünün yeteneklerine ağır bir yük yüklüyor olmasıdır. Böyle oİunca ne kadarının şifreleyicinin yorumunu ve ne kadarının şifre çözücünün yorumunu yansıttığını ayırmak oldukça zordur.

Mikrografi

1912 yılında yeniden keşfedilmesinden sonra kitabın sırlarını ortaya çıkarma yönündeki ilk çabalardan biri 1921 yılında Pensilvanya Üniversitesinden William Newbold un çalışmasıydı. Nevwbold un hipotezi, görünür metnin anlamsız olduğu ama herbir 'harfin gerçekte ancak büyüteç altında farkedilebilecek bir dizi küçük işaretler dizisinden oluştuğunu one sürüyordu. Buna göre, antik Yunan stenosuna dayanan bu işaretler yazının gerçek içeriğini oluşturan ikinci bir yazı düzlemini oluşturuyordu. Bu bilgiyi kullanarak, Newbold bütün paragrafları çözdüğünü iddia etti. Newbold'a göre kitabın yazarı Bacon du ve Leeuwenhoekten dörtyüz yıl once bir bileşik mikroskop kullanmıştı. No var ki, Chicago Universitesi'nden John Manly bu teoride ciddi kusurlar olduğunu gösterdi. Her steno karakterin bir çok şekilde yorumlanabileceği varsayılıyordu ve bunlardan hangisinin doğru olduğunu belirlemenin güvenilir bir yolu yoktu.NewboldVin yöntemi aynı zamanda anlaşılır bir Latince üretilinceyekadar yeniden düzenlenmesini gerektiriyordu. Sadece bu faktörler bile sistemin mikroskobik işaretlerden neredeyse her şeyin 'okunabileceği' kadar esnek olduğunu gösteriyordu.

Bir İbrani mikrografi geleneği olmasına rağmen, hiçbir yerde Newbold'un ortaya çıkardığı kadar karmaşık şekiller bulunmuyor. Yakından bakılınca bunların pürtüklü parşömen üzerinde kuruyan mürekkebin oluşturduğu çatlaklar olduğu görülüyor. Manly'nin bu itirazlarıyla mikrografi teorisi bugün terkedilmiş bulunuyor.

Steganografi

Bu teoriye göre Voynich elyazmasının metni büyük ölçüde anlamsız, ama göze çarpmayan ayrıntılarda anlamlı bir enformasyon içeriyor. Bu örneğin, her kelimenin ikinci harfi veya her bir satırdaki harflerin sayısı olabilir. Steganografi adı verilen bu teknik çok eski ve 1499 yılında Johannes Trithemius tarafından betimlendi. Ama bu argümana yönelik eleştiriler zaten baştanbaşa şifreli yazılmış bir metnin, gizli bir şifrenin var olduğunu saklama amacını taşıyan steganografi’nin temel amacına aykırı düştüğünü savunuyor.

Egzotik doğal dil

Dilbilimci Jacques Guy Voynich elyazmasımetninin değiştirilmiş bir alfabeyle düz olarak yazılmış bir egzotik doğal dilden oluştuğunu öne sürüyor Kelime yapısı gerçekte birçok Doğu ve Orta Asya dil ailesininkine benziyor Bu dillerin çoğunda kelimeler tek bir heceden oluşur ve heceler tonal örüntuler de dahil olmak üzere oldukça zengin bir yapıya sahiptir.

Bu teori tarihsel açıdan belli bir ölçüde makul görünüyor. Genellikle kendi alfabelerine sahip bu diller Satıhlar için oldukça zordu ve bu da çoğu kez Latin harfleriyle ve bazen de uydurma harfler kullanılarak bazı fonetik alfabelerin icad edilmesine yol açtı. Bilinen örneklerin Voynich elyazmasından çok sonra olmasına rağmen, tarih Marco Polo’nun 13. yüzyıldaki yolculuğundan bile önce bunu yapmış olabilecek yüzlerce kaşif ve misyonerin varlığını kaydediyor.  Vöynich elyazmasının yazarı bu açıdan bakıldığında Avrupa'da yaşayan veya bir Avrupa misyonunda eğitim görmüş bir Doğu Asyalı da olabilir.

Bu teoriyi destekleyen ana argüman bunun şimdiye dek test edildiği kadarıyla Voynich elyazması metninin bütün istatistik özellikleriyle uyumlu olmasıdır.  Örneğin, Çince ve Vietnamca metinlerde bulunan ikilenmiş ve üçlenmiş kelimeler Voynich elyazmasında kabaca aynı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu teori aynı zamanda görünüşte rakamların ve artikel ve bağlayıcı fiiller gibi Batı sentaktik özelliklerinin olmayışını ve resimlerdeki genel anlaşılmazlığı da açıklıyor.

Bir diğer muhtemel ipucu da birinci sayfada yer alan ve yukarıdan aşağı yazılmış ve kötü bir şekilde kopyalanmış Çin tarzı bir kitap başlığına benzeyen iki büyük kırmızı sembol. Öte yandan yılın görünüşte 365 güne değil de 360 dereceye bölünmüş olması Çin tarım takviminin özellikleri arasında yer alıyor. Bu  teoriye karşı ana argüman, Pekin'deki Bilimler Akademisi'ndeki bilimadamları da dahil olmak üzere hiç kimsenin resimlerde Asya sembolizmi ve Asya bilimine ilişkin herhangi bir açık örnek bulamamış olmaları.

Öte yandan 2003 yılında Polonya'dan Zbigniew Banasik elyazmasının Mançu dilinde kaleme alındığını öne sürerek elyazmasının birinci sayfasının eksik bir çevirisini yaptı

Birden fazla dilin karışımından oluşan bir dil

Leo Levitov 1987 yılında yayınlanan Solution of the Voynich Manuscript: A liturgical Manual for the Endura Rite of the Cathari Heresy, the Cult of Isis adlı kitabında elyazmasının bir 'çokdilli sözlü dilin transkripsiyonu olduğunu öne sürdü. Öne sürdüğü deşifre yönteminde üç Voynich harfi bir heceyi oluşturuyor ve bunlar da birçok Eski Fransızca ve Eski Yukarı Almanca kelimeleri ödünç alınmış ortaçağ Flamancasından oluşan bir karışım meydana getiriyor.

Levitov'a göre, Endura ayini ölümün eşiğinde olduğuna inanılan kişilere ötenazi uygulanması ritüelinden başka bir şey değil. Levitov, Voynich elyazmasındaki hayal ürünü bitkilerin herhangi bir bitki türünü temsil etmeyip, inancın gizli simgeleri olduğunu belirtiyor. Levitov'a göre incelikli su tesisatıyla birbirine bağlanmış havuzlardaki kadınlar kanın ılık suya akıtıldığı ötenazi ritüelinin kendisini temsil ediyor. Göksel olanla benzerli olmayan burçlar ise İsisin kanatlarındaki yıldızlan temsil ediyor.

Bu teori bazı bakımlardan sorgulandı. Öncelikle, Hıristiyan gnostisizminin bir parçası olan Cathar inancının herhangi bir şekilde İsis'le bir ilgisi yok.  İkinci olarak bu teori kitabın yazıldığı tarihi 12. veya 13. yüzyıla kadar götürüyor. Bu da Roger Bacon teorisini savunanların inandığından bile eski bir tarih. Üçüncü olarak Endura ritüeli kanın akıtılması değil, oruç tutularak gerçekleştirilen bir ritüel.

Yapay dil

Voynich elyazmasındaki kelimelerin tuhaf içsel yapısı William F Friedman ve John Tiltman'ı, metnin şifresiz olarak yapay bir felsefi dilde yazılmış olabileceği sonucuna götürdü. Bu tür yapay dillerde kelime dağarcığı bir kategori sistemi içerisinde düzenlenir. Bu şekilde, bir kelimenin anlamı harflerin ardışıklığından çıkarılabilir. Örneğin, modern yapay dillerden biri olan Ro dilinde bofo renklerin kategorisidir ve bu harflerle başlayan herhangi bir kelime bir rengi adlandırır.Bu şekilde örneğin bofoc kırmızı ve bofof sarı anlamına gelir. Felsefî dil kavramı oldukça eski. Bu ilk kez John Wilkins'in 1668 yılında yayınladığı Philosophical Language adlı kitabında ifade edildi. En bilinen örneklerde kategoriler soneklerle alt bölümlere aynlıyor. Bunun sonucu olarak, belli bir konudaki metin benzer örneklere sahip birçok kelimeden oluşuyor Örneğin, bütün bitkiler veya hastalıklar aynı harflerle başlıyor. Bu durum Voynich metninin tekrarlı bir yapıya sahip olmasını açıklayabilir Ne var ki, şimdiye kadar hiç kimse Voynich elyazmasında herhangi bir önek veya soneke makul  bir anlam verebilmiş değil. Ve bunun da ötesinde felsefî dillerin bilinen örnekleri daha geç bir tarihe, 17. yüzyıla ait.

Aldatmaca

Voynich elyazması metninin ikilenmiş veya üçlenmiş kelimeler gibi tuhaf özellikleri, hayali bitkiler gibi resimlerinin şüpheli içeriği, tarihsel referansının olmoyışı ve deşifre edilmeye çok dirençli oluşu bir çok kişiyi elyazmasının gerçekte bir aldatmacadan başka bir şey olmadığı sonucuna götürdü.

2003'de bilgisayar uzmanı Gordon Rugg Voynich elyazmasına benzer özellikleri olan bir metnin bir önekler, kökler ve sonekler tablosu kullanılarak üretilebileceğini gösterdi. Amabazıları Gordon Rugg'un deneylerinde üretilen sözde-metinlerin Voynich elyazmasındaki kelimelere ve sıklıklara sahip olmamasından dolayı, bunların ‘Voynich diline benzerliğinin yüzeysel olduğunu one sürüyor.

Elyazmasının otantik olduğunu savunanların temel goruşü kitabın basit bir aldatmaca olmak için gereğinden çok fazla incelikli olması. Birçok ciddi dilbilimci ve tarihçi elyazmasını çok karmaşık ve duşündürtücü buluyor. Elyazmasının yazıldığı tahmin edilen donemdeki aldatmacalar baştan savma ve kaba olma eğiliminde.  Eğer elyazması bir aldatmaca ise bunun cok incelikli bir aldatmaca olduğunu kabullenmek gerekiyor. Ve bu durumda bile metnin niye yazılmış olduğu belirsizliğini sürdürüyor.

Dil uzmanları elyazmasının doğal dillerde bulunan ve uydurma metinlerde genellikle olmayan belli kelime istatistiklerine (Zipf yasası) sahip olduğunu belirtiyorlar. Ote yandan, bazı araştırmalar uydurma metinlerin bu türden özellikler gösterebildiğine işaret ediyor. Ruggun kendisi de eski teknikler kullanılarak Voynichin bir aldatma olarak yazılmasının mümkün olduğunu belirtirken, bunun illaki Voynich in bir aldatmaca olması anlamına gelmediğini kabul ediyor. Her ikisinin olması da mümkün. Ve Voynich elyazması hala gizemini bütün ihtişamıyla korumayı sürdürüyor.

Popüler kültürde Voynich

Voynich elyazması popüler kültürü etkilemiş görünüyor.

-Necronimicon adındaki büyü kitabı H.R Lovecraft'ın Cthulhu Miti fantazisinde yer alıyor. Lovecraft Necronomicon'u muhtemelen Voynich elyazmasından habersiz olarak yarattı. Ama Colin Wilson 1969'da Cthulhu Miti Hikayelerinde yer alan 'Lloigor'un Dönüşü' adlı kısa bir hikaye yayınladı ve bu hikayede hikayenin kahramanı Voynich elyazmasının büyü kitabının eksik bir nüshası olduğunu keşfediyordu.Bundan sonra, hayali bir kitap olan Necronomicon diğer yazarlar tarafından sık sık Voynich elyazmasıyla özdeşleştirildi.

-Voynich elyazması Brad Strickland in The Wrath of the Grinning Ghost adlı kitabının ana olay örgüsüdür. Bu kitap John Bellairs tarafından yazılmaya başlayan Jonny Dixon serisinin bir parçasıdır.

-Codex Seraphimanus Voynich elyazması stilinde yaratılmış bir sanat yapıtıdır.Çağdaş besteci Hanspeter Kyburz Voynich elyazmasına dayanan bir orkestra parçası yazdı.

-Valerio Evangelisti'nin Romanzo di Nostradamus adlı yapıtında Voynich Elyazması, ünlü Fransız Astrolog Nostradamus'un bütün ömrü boyunca karşısında savaştığı bir kara büyü kitabı olarak gösterilir.

-Broken Sword adlı bilgisayar oyununda Voynich Elyazması,Yeni Tapmak Şövalyeleri ile ilgili bir entrikanın merkezini oluşturur. Elyazması, yakın bir gelecekte Dünya da vuku bulacak sel ve büyük depremler gibi büyük felaketler hakkında kehanette bulunur.

-Radiata Stories adlı bilgisayar oyununda, Voynich elyazması Vareth Enstitüsü'nde bulunan kitaplardan biridir.

-Ilium ve Olympos adlı kitaplarında. Dan Simmons "voynix" olarak adlandırılan başsız siborg benzeri yaratıkları betimler.

-Popco adlı romanında Scarlett Thomas ana karakterinin Voynich Elyazmasını deşifre etme girişimleri yoluyla temel kriptografiyi ortaya koyar.

-"mldy" adlı Japon tekno şarkıcısı son albümlerinden birine "Voynich Tracks” adını verdi.


İtalyan mimar ve endüstri tasarımcısı Luigi Serafini'nin Voynich Elyazması'rtdon esinlenerek 1976 - 1978 yılları arasında hazırladığı Codex Serophinionus adlı ilginç kitaptan bir sayfa.


 
Eklenme Tarihi : 31.07.2015 13:42:01
Okunma Sayısı : 2506

Yorumlar

Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız
Yorumunuz