Fotoğraf Galerisi
Ay
Ay
Tüm Fotoğraflar

Anket
Günün Sorusu
Sizce Ufo'lar Gerçek mi
 
   
Sayaç
Online : 9
Toplam : 9
Ziyaretçi
 

Deccal...

M.Ö II. ve I. binyıllarda antik dünyanın en önemli kentlerinden biri Babil'in başkenti bugün Bağdat yakınlarında bulunan Babil'di. ilginçtir, Babil sözcüğü geleneksel olarak mateıyalist ve sefahat merkezi bir kenti hatırlatır. Bunun bir nedeni Tevrat ve Kabbala'dır. Ama acaba "kent" sözcüğü hangi anlamdadır? MÖ 2200'de Babil bit tapınak kentiydi, MÖ 1894'te bağımsız bir kent devlet oldu ve sonra Babil Devleti'ne katılarak, başkent ilan edildi. Daha sonra ise bir dinsel merkez haline dönüştü. Eğer bir imparatorluğun başkenti olarak, kent devlet ve dini merkez sözcüklerini bir araya getirirsek, akla Roma-Vatikan İkilisi gelebilir. Öte yandan, sefahat düşüncesinin ilk akla getirdiği şey ise kadındır; o zaman ayrıca bir de kadın kent arayabiliriz. Bu arama tarzı, Kabbâlacıdır, yani simgesel ve ezoterik gizemciliktir. Kadın kent deyince de akla New York gelir çünkü bir kadın heykeliyle simgelenen tek kenttir (Hürriyet Heykeli). New York kenti 1872’de Long Island'da kurulmuştur ve ilginçtir ki 72 sayısı Kabbala ilişkisini gösterir yani Kabbalacı gizem çizgisinde Roma ve New York buluşurlar. Aynı sembolik imaj Masonluk çizgisinde, Londra olarak da yorumlanır. Ama daha önemlisi Kabbalacı yorumların içinde açıkça görülen Deccal tiplemesidir. Peki ama nasıl? Özel olarak hazırlanmış Kabbalacı bir yorumu okuyalım:


"Başkanına bakma, onun gücü gerçek değildir.Senin zamanında iki insan tüm dünyayı kontrol etmektedir, bunların birisi Londra'da, öteki New York'tadır, Onların kimlikleri gizlidir ve bilinen dünya ekonomisinin çoğunluğunu hatta Üçüncü Dünya'yı kontrol ederler. Onlar gerçek gizli liderlerdirler ve Deccal için uygun zemini hazırlamakla görevlidirler, insanlar onların organizasyonu sayesinde zaman yitirilmeksizin Deccalin yönetimine hazır olacaklardır.Siz onları tanımıyor,isimlerini bilmiyorsunuz, medya onlardan habersiz. Onlar gizliliklerini koruyorlar, ama etkileri çok büyük, özellikle değişik ülkelerin başkanlarını ve liderlerini kontrol ediyorlar. Aynı zamanda medyanın büyük kısmına istediklerini yaptırıyorlar, güçleri çok büyük. Bu iki insan, şimdi de Deccal simgesini, medyatik yapmayı başardılar ve Deccal geldiğinde onları yok edecek çünkü işleri bitmiş olacak."


Deccal fikri, Kabbala'da yer alan en ciddi konulardan birisidir ve Incil'deki "Vahiy" bölümüyle yakın ilişkisi vardır. Bir diğer ilginç yön yine New York'la ilgilidir, kentin Hürriyet Heykeli'nden sonraki simgesi "Empire State" adlı gökdelendir. Bu isim de Babil'le ilgilidir, Eğer Masonik kurallara göre bir ilişki kurulursa, kentlerin simgesel yapılarının tarih boyunca anonim olarak ilahı gücü ima ettiği görülür, Empire State, kendi içinde bir "imparator devlet”i simgeler. Babil'le ilgili başka bir anahtar, Kabbala'nın erken dönemleriyle ilgili yorumlarında yer alan, "Luciferdir. İlişki Tevrat'ın 14. bölümünün, 12. ayetinde Babil krallarının tanımlanmasında görülür: "Gündüzün yıldızı, Düşüşün Oğlu." İlişkinin sabah yıldızı Venüs'le de kurulduğu kabul edilir; antik zamanlarda Venüs'ün adı Lucifer'di. Babil'in kalıntıları bugün Irak devletine aittir ve yine Kabbala bizlere Deccalın Ortadoğu'da güçleneceğini ima eder. Babil'in bügünkü Kahire'yle ilişkili olduğunu düşünenler de vardır, çünkü Kahire'nin antik adı Babilon'du, bu ilişkinin anlamı bugünlerde yani MS 2000'lerde anlaşılmış ve anlamlı bir sembolik uyum ortaya çıkmıştır. Vahiy'e devam edelim; "Azizlerin kanını içen bir kadın gördüm, İsa'nın şehitlerinin kanını da içiyordu ve onu gördüğümde, şaşkınlığa düştüm.” (Vahiy: 17/6) Burada “kadın” simgesi Kilise ve Roma'yla ilgilidir ve devamında ilişkinin güçlendiği görülür; “Ve melek bana neden şaştığımı sordu; kadının ve onu taşıyan yedi başlı, on boynuzlu canavarın sırrını ben sana açıklayayım. Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok, biraz sonra dipsiz derinliklerden çıkacak ve yıkıma gidecek, yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulduğundan beri adları yaşam kitabına yazılmamış olanlar canavarı görünce şaşıracaklar, çünkü o bir zamanlar vardı, şimdi yok, ama yine gelecek." (Vahiy: 17/7-8)

Buradaki "yaşam kitabına yazılmamışlar” ifadesi bilgi saklayıcıları yani özel bir ırkı veya soyu kastetmektedir. Bunları "Horus İzleyicilerine yani Mason geleneklerine bağlı kalanlara benzetebilirsiniz; Kabbala bunu ima etmektedir. Canavarı görünce şaşmaları, bilgilerinin doğru olmadığını anlamaları yüzündendir. Devam ediyoruz; ‘Bunu anlamak için bilgelik gerek. Yedi baş, kadının oturduğu yedi dağdır." (Vahiy:17/9). 

Yuhanna'nın 7 kıyamet mührü


Yedi dağ; Kabbala burada dünyadaki 7 kıtanın ima edildiğini söylüyor. Bir diğer yorum, Roma'nın 7 tepesinin ima edildiği şeklindedir; “Aventino, Caelius, Capitolium, Esquilino, Palatinum, Quirinale, Viminale". Ve sonrası: "Aynı zamanda yeri kraldır, bunların beşi düştü, biri duruyor, sonuncusu henüz gelmedi ve gelince kısa bir süre kalacak"(Vahiy:17/10).İşte önemli bir cümle, burada Papalığın geçmişi ve geleceği simgeleniyor. Dikkat edilmesi gereken anahtar simge, Vatikan’ın ortaya çıkmasıdır.

Papalar kendilerini Vatikan bir devlet olmadan evvel,mahpus veya mahkûm kabul ederlerdi. 1929'da Laterano Anlaşması'nda kutsallığı kabul edilerek, Vatikan'ın bağımsızlığı ilan edildi ve Roma Katolikliği İtalya'nın resmî dini oldu. Bu olay, Kilise tarihinin dönüm noktalarından biriydi. Vatikan kurulurken papa, XI. Paulus'tu, ondan bugüne kadar beş papa geçti. Şimdiki papa, II. Jo- hannes Paulus, 1929'da Vatikan'ın kuruluşundan sonraki altıncı papadır. Acaba bundan sonraki papa neden çok kalamayacak? Önceki papanın esrarengiz ölümünün ardında saklı entrikanın bir benzeri gelecek papayı da mı yok edecek? Şimdi yine Vahiy'e devam edelim; “Yaşamış, ama artık yok olan canavarın kendisi sekizinci kraldır, yedilerden birisi ölüp yok olacak." (Vahiy: 17/11.) Yani sekizinci kral “canavar"dır veya sonuncu papa odur, çünkü Deccal'ın oyuncağı olacaktır. Burada sembolik bir atıf veya kelime oyunu yapılarak, son papa ile Deccal ilişkilendiriliyor. Bunu bir anlamda tek bir kişi olarak da düşünebiliriz yani Deccal, papa kimliğiyle ortaya çıkabilir:

“Ve gördüğün on boynuz henüz egemen olmamış on kraldır, ama bunlar canavarla beraber bir saat için egemen olacaklar. Düşünce birliği içindeki bu krallar güçlerini ve yetkilerini canavara verecekler." (Vahiy: 17/12-13.)On boynuz, yorumu çok güç bir tanım. Bazı yorumculara göre, Kilise'ye karşı Deccal'ı destekleyecek olan on ülkeden oluşmuş Arap Birliği ima edilmekte... “Onlar Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecektir, çünkü Kuzu Rablerin Rabbi, kralların kralıdır, onunla beraber olanlar çağrılmış, seçilmiş ve ona sadık kalmış olanlardır." (Vahiy:17/14.) 

Kuzu, Hıristiyan terminolojisinde, İsa’dır. Yeniçağcı yorumcular burada gökten gelen tanrıların kastedildiği görüşündeler. Deccal’la savaşacak olan güç ancak dünya dışından gelecektir, bunlar acaba dünyadışı canlılar olabilir mi? “Sonra melek bana dedi ki; gördüğün sular yani fahişenin kenarında oturduğu sular, halklar, toplumlar, uluslar ve dillerdir. Gördüğün canavar ve on boynuz, fahişeden nefret edecekler,onu mahvedip, çıplak bırakacaklar, etini yiyip ateşte yakacaklar.” (Vahiy:17/15-16.) 

Bir kez daha senaryolar arasında uyum görülüyor.Yine Vahiy'e dönelim; "Canavarı, dünya krallarını ve onların ordularını, ata binmiş olanla, onun ordusuna karşı savaşmak üzere bir araya toplanmış gördüm; onun önünde mucizeler yapan canavarın işaretini alıp onun putuna tapanları bu mucizelerle saptıran sahte peygamber yakalandı, her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı. Geriye kalanlar, ata binmiş olanın ağzından uzanan kılıçla öldürüldü. Bütün kuşlar bunların etiyle doydu." (Vahiy 19/19-21.) 

Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir olan bir meleğin gökten indiğini gördüm. Melek ejderhayı yani iblis ya da şeytan denen o eski yılanı tutup bin yıl için bağladı. Bin yıl tamamlanıncaya dek ulusları bir daha saptırmasın diye onu dipsiz derinliklere attı, oraya kapayıp girişi mühürledi. Bin yıl geçtikten sonra kısa bir süre için çözülmesi gerektir." (Vahiy 20/1-3.)

Size bir demet rastlantı ve düşündürücü bağlantılar sunduk. Oturup düşünün, gündemi ve yaşananları anımsayın, boşlukları doldurun.
Ondan sonra nelerin olabileceğini hissetmeye çalışın. Zaten bu kitabın amacı da bu.

M.ATA NİRUN'un Geçmişten Geleceğe Nostradamus Dinler Savaşı (Doğan Kitap) kitabından alıntıdır...

 

 
Eklenme Tarihi : 18.07.2016 20:35:09
Okunma Sayısı : 1880

Yorumlar

Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız
Yorumunuz