Fotoğraf Galerisi
Ngc 7635 M 52
Ngc 7635 M 52
Tüm Fotoğraflar

Anket
Günün Sorusu
Sizce Ufo'lar Gerçek mi
 
   
Sayaç
Online : 55
Toplam : 55
Ziyaretçi
 

Depremin psikolojik etkileri


''Depremlere bağlı psikiyatrik sorunlar, toplum ruh sağlığının en önemli ve öncelikli konularının başında gelmektedir. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve depresyon deprem felaketine bağlı olarak en sık karşılaşılan sorunlardır. Bu bozuklukların yarattığı kaygı ve diğer ruhsal rahatsızlıkları azaltmak, bir tür kendini iyileştirmek amacıyla alkol ve kötüye kullanılan maddelere yönelmek hiç nadir değildir. 

STRES BOZUKLUĞUNU TETİKLEYEN FAKTÖRLER


TSSB'nin ortaya çıkması açısından kadın olmak, yaşlı olmak, düşük eğitim seviyesi, deprem öncesinde psikiyatrik sorunların bulunması, deprem sırasında korku yaşamış olmak, enkaz altında kalmış olmak, kurtarma çalışmalarına katılmak, birinci derece yakınını kaybetmiş olmak, maddi kaybın olması, sosyal desteğin yetersiz olması ve devlet desteğinin yetersiz kalması en önemli risk etkenleridir. TSSB yaygınlığının depremden yıllar sonra bile yüksek saptanmasının nedenleri arasında kişilerin psikiyatrik yardım alamamış, sağlık hizmetlerinden gereken zamanda yeterince yararlanamamış olmaları da önemli bir yer tutmaktadır.''

İlk planda deprem bölgesinde yaşanan sorunlar, ortaya çıkan kriz ve başa çıkma yolları, ortaya çıkabilecek ruhsal sorunların ve hastalıkların ne olduğu ve nasıl başa çıkılabileceğine yönelik eğitim çalışmaları yapılması gerektiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi:

''Ruh sağlığı çalışanlarını deprem ve sonuçları açısından sürekli bir eğitimin programından geçirmek önemlidir. Deprem sonrası ruhsal sorunu olan kişilerin tedavi başvuru oranlarının düşüklüğü göz önüne alınarak, beklemeden ruhsal tepkilerin anlaşılması ve bir hastalığa dönüşmelerinin önlenmesi için kriz merkezlerinin harekete geçmesi gerekir.

DEPREMİN RUHSAL ETKİLERİ YILLARCA SÜRÜYOR


TSSB yaygınlığının depremden yıllar sonra bile yüksek saptanmasının nedenleri arasında kişilerin psikiyatrik yardım alamamış, sağlık hizmetlerinden gereken zamanda yeterince yararlanamamış   olmasının önemli bir yer tuttuğuna değinen Türkiye Psikiyatri Derneği, depremden sonra meydana gelen kayıpların depremden değil, depreme hazırlıksız yakalamaktan kaynaklandığını açıkladı. Depreme bağlı kayıpların en aza indirilebilmesi için hem deprem öncesi, hem deprem sırasında hem de deprem sonrasında koordineli bir şekilde atılması gereken pek çok adım olduğunun altını çizen Türkiye Psikiyatri Derneği öncelikli olanları şu şekilde sıraladı:

1.Deprem bölgesine hızlı ve etkin şekilde yardımlar ulaştırılmalı,
2.Kurtulmuş olan bireyler güvenli bir yaşam alanına taşınmalı,
3.Enkaz altındaki kişiler hızla kurtarılmalı ve gereken tıbbi destek verilmeli,
4.Temel yaşam gereksinimleri hızlı ve nitelikli biçimde sağlanmalı ve uzun süreli, kalıcı bir sosyal destek ağı kurulmalı.

NÜFUSUMUZUN TAMAMINA YAKINI DEPREM KUŞAĞINDA


Topraklarımızın ve nüfusumuzun tamamına yakının, endüstriyel yatırımların ise dörtte üçünün deprem kuşağı üzerinde olduğunun belirtildiği açıklamaya şöyle devam edildi:

“Dünyada, afetlerin son 40 yılda 3 kat arttığını, son 20 yılda 3 milyon kişinin ölümüne ve 800 milyon kişinin etkilenmesine yol açtığını biliyoruz. Depremler ise son 20 yılda bir milyondan fazla kişinin ölümüne yol açmıştır. Ölümlerin yüzde 80’den fazlası Türkiye’nin de içinde bulunduğu, Çin, Japonya, İtalya, İran, Peru, Eski SSCB, Şili ve Pakistan’ı içeren dokuz ülkede gerçekleşmiştir. Son günlerde de Haiti ve Şili başta olmak üzere yaşanan yeni birçok deprem de insanlığa büyük acılar yaşatmıştır. Görülüyor ki çarpık kentleşme, kentsel nüfus artışı, kent yoksulluğu, bununla bunlarla birlikte yaşanan sağlıksız ve güvensiz yaşama alanları, sağlık hizmetlerinden yoksunluk, afetlere karşı hazırlıklı olmama ve önlemlerdeki çifte standart gibi, bireyin üretim sürecindeki yeri ve toplumsal konumlanışı ila bağlantılı durumların bu sonuçlarda oldukça önemli bir rolü vardır. Bu durumu yaratan etmenlerin başında ülkenin az gelişmişliği, yoksulluğu ve barındırdığı ekonomik ve toplumsal eşitsizlikler gelmektedir. Elazığ depremin meydana geldiği bölgede de yoksulluğun bir sonucu olan düşük maliyetli, eski mimari yapıdaki evler zarar görmüştür.”

YAPILAŞMADA YÜKSEK STANDARTLAR BELİRLENMELİ


Türkiye Psikiyatri Derneği açıklamada, deprem bölgeleri başta olmak üzere yapılaşmada daha yüksek standartlar belirlenmesi gerektiğini belirtirken, bunları sağlamak üzere yasal düzenlemeler yapılmasına ve uygun ekonomik modeller geliştirilmesi dikkat çekti. Yapılan incelemelerle depreme dayanıksız olduğu saptanan ve hala kullanılmakta olan kamu binalarının, öncelikli olarak yıkılıp yenilenmesi veya bilimsel verilere göre güçlendirilmesi gerektiğinin üstünde durdu.

ntvmsnbc

 
Eklenme Tarihi : 29.12.2014 22:43:27
Okunma Sayısı : 1488

Yorumlar

Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız
Yorumunuz