Fotoğraf Galerisi
AkrepYüreği
AkrepYüreği
Tüm Fotoğraflar

Anket
Günün Sorusu
Sizce Ufo'lar Gerçek mi
 
   
Sayaç
Online : 81
Toplam : 155
Ziyaretçi
 

Diamon EROS

BEDEN SADECE BİLİNCİN AYNASIDIR

İnsan bedeninin tek bir görevi vardır, o da kişinin düşünüş biçimlerindeki arızaları beden üzerine yansıtmak suretiyle kişiye aynalık etmek. İnsan aslında bir beden de değildir. Beden sadece bir rüyadır, bir yansımadır…

Bedenin çalışma biçimini anlamak gerekir. Bütün bedeninizi yavaş yavaş gözlemleyin, hangi uzvunuz ne işe yarıyor. Gelin bunu birlikte yapalım;

Ayaklarımızdan başlayacak olursak, onlar bizi dik tutmaya yarayan destek uzuvlarımız ve adım atmamızı sağlıyorlar. Eğer siz ayaklarınızla ilgili bir sorun yaşıyorsanız, bilin ki bilincinizde kendinizi geliştirebilecek ve dünyaya geliş amacınızı gerçekleştirebilecek adımları atmıyorsunuz demektir.

 Ayak bileklerimizi normal koşullarda (top oynamıyor ya da benzeri bir şey yapmıyorsak- ki top oynarken bile topa yön vermek için bileklerimizi kullanırız-) yön değiştirebilmek için kullanırız. Dolayısıyla ayak bileklerimizde bir sorun oluşmuşsa, bilincimizin gelişimi için hayatta vakti gelmiş olan yön değişikliklerini ( iş, şehir, yaşam tarzı v.s) yapamamış olduğumuzu anlayabiliriz.

Dizler ise bedenimizin daha farklı bir bölgesidir. Öncelikle o da tıpkı ayak bileklerimiz gibi eklem yerlerimizdendir ve esnekliklerimizle ilgilidir. Yeteri kadar bilincimizin gelişebilmesi için esnek olamıyor, inat ediyor veya diretiyorsak, bütün eklem bölgelerimizde olacağı gibi diz bölgemizde de sorunlar yaşamamız muhtemeldir. Ayrıca diz bölgemiz eğilip bükülemememizle de ilgilidir ve bu durum bizim kibir, ego ve gurur tarafımızın yüksek olduğuna işaret edecektir.

İnsan bazen kendini dışarıdan gözlemleyemediği için bazı duyguların ve düşünüş biçimlerinin doğru olabilme ihtimalini de göz ardı eder. Hatta reddedip inkâr bile edebilir ama kendine karşı dürüst bir gözlemle yeni bir bakış açısı geliştirmesi mümkündür. Zaten hangi insan kendi aklını beğenmez ve yeterli bulmaz ki. Bu akılla yaşıyoruz ve en doğru düşünüş biçiminin bizimki olduğunu zannediyoruz. Dünya da yedi milyar farklı bilinçte ve bilgide yetişmiş bakış açısı mevcut olabilir. Bilim bile sürekli olarak mutlak doğru kabul ettiği durumları tekzip edip durmaktadır. Bütün bu ikilik (doğru-yanlış, iyi-kötü, güzel-çirkin vs…)kavramlarının üzerinden bakabileceğimiz yeni bakış açılarına ihtiyacımız vardır. Dünya hızla değişmektedir ve bizler de bu değişimin bir parçasıyız.

Üreme organımızın olduğu bölgemiz yaratıcılığımız ve bolluğumuzla ilgilidir. Zira bolluğumuzu da biz yaratmaktayız. Bolluk denince ilk akla gelen şey çok para, mal mülk olur ama bu değildir. Bolluk; yiyebileceğiniz yemeğinizin olması, barınacak bir evinizin olması ve bu gibi edinimlerinizle mutlu olduğunuz durumu kast edilmektedir. Bilirsiniz çok varlıklı olup birikimleri azalacak diye yemekten, kullanmaktan korkan insanlar da kıtlık içerisindedirler aslında… Eğer bel ağrıları çekiyorsanız ve cinsel bir rahatsızlığınız yoksa bilin ki bolluk endişesi ile bunu yaratıyorsunuz. Bilinciniz yeniden sizi uyarmaya çalışmaktadır.

Sindirim sistemi rahatsızlıkları çekenlerin durumu, dış dünyayı iç bünyelerine kabul etmemeleriyle ilgilidir. Bilinç, “oluşabilecek her yeni durum senin en yüksek hayrına ve gelişimine uygundur” demeye çalışırken kişi bunu kabul edemediği için sindirim rahatsızlıkları çekecektir. Elbette bütün bu hastalıklarla ilgili durumlar burada yazılan kadar kısa kısa geçilmemelidir ancak nihayetinde burası bir makalelik alandır ve ben de sizlere eğer daha genişçe hastalıklarla ilgili bilgi sahibi olmak isterseniz “Kalbin Şifası” kitabımı öneririm.  Bilinen birçok hastalığı nasıl oluşturduğumuzu ve bunu nasıl değiştirip sağlığımıza kavuşacağımızı bulabileceğiniz bir şifa kitabıdır.

Kalp… Hep bahsedilir aslında kalpten sevmek diye ama nedense üzerinde pek düşünmeyiz. Evet, kalbimiz gerçekten de Sevgiyi yayma, Sevebilme bölgemizdir. Eğer kalbimizle ilgili bir sorun yaşıyorsak anlamalıyız ki yeterince Sevmiyoruz, Sevemiyoruz… Kalp, Sevmiyorsa bilinciniz beden aynanızda kalbinizi hasta ederek size bunu anlatmaya çalışacaktır. Anlarsak ve düzeltirsek sağlığımıza kavuşuruz ama anlayamazsak da bu hastalıkla yaşamaya mahkûm olacağız demektir.

Akciğerlerimiz yaşam sevincimiz ve arzumuzla ilgilidir. Akciğerlerimizle ilgili bir sorun yaşıyorsak bilmeliyiz ki, yaşamaya, nefes almaya yeterince hakkımız olmadığını düşünüyoruz. Bilincimiz ise, bize bu düşünüş biçimimizi değiştirmemiz gerektiğini hatırlatabilmek maksadıyla akciğerlerimize doğru dikkatimizi çekmeye çalışmaktadır…

Omuzlarımız, üzerimize aldığımız taşımak zorunda olmadığımız yüklerle ilgili sıkıntı yaşarlar. Bu sebeple bilinç tekrar devreye girer ve bizi uyararak bu yükleri bırakmamızı göstermeye çalışır.

Boğazımız kendimizi ifade ettiğimiz bölgemizdir. Eğer biz kendimizi ifade etmekte güçlük çekiyorsak, yanlış anlaşılacağımızı düşünüyor, sıkça yalan söylüyor veya söylemek istediklerimizi bir türlü söyleyemiyorsak bilincimiz yine devreye girip, boğaz bölgemize dikkati çekmek suretiyle bizi uyarmaya çalışacaktır.

Elbette bu konuyla ilgili söylenebilecek daha çok şey vardır fakat uzun bir kitap kadar yer kaplayabileceği için burada paylaşmak pek kolay değildir. Sadece aklımızdan çıkarmamamız gereken en önemli mesele, hastalıklar şükrümüz olmalıdır. Her hastalık sadece bizi bilinçsel olarak geliştirmek, büyütmek ve uyarmak için ortaya çıkar ve bunu gösterebilecekleri yegane yer ise aynadaki aksi olan bedenimizdir. Sevgiyle kalın…


 
Eklenme Tarihi : 24.12.2014 08:34:57
Okunma Sayısı : 1450

Yorumlar

Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız
Yorumunuz