Fotoğraf Galerisi
Süper Ay
Süper Ay
Tüm Fotoğraflar

Anket
Günün Sorusu
Sizce Ufo'lar Gerçek mi
 
   
Sayaç
Online : 85
Toplam : 105
Ziyaretçi
 

Dr. Zaitsev ve UFO-ETI Teorileri Sovyetler Ufo Kuramları...


Dr. ZAITSEV VE UFO-ETI(Exstraterrestrial İntelligence) TEORİLERİ

Sovyet bilim adamları,tartışmaların Batı’da körüklenmesinden yıllar önce, "Tanrılar’ın arabaları" hipotezi üzerine ihtirasla eğiliyorlar, spekülatif düşünceler yürütüyorlar ve üzerinde tartışıyorlardı. Beyaz Rusya Bilimler Akademisi’nin üyesi olan filolog Dr. Vyacheslav K. Zaitsev de dil, mimarlık ve arkeoloji konularındaki bilgilerini, evrenin diğer yerlerinden gelen son derece evrimleşmiş varlıkların geçmişte dünyayı çeşitli zamanlarda ziyaret etmiş olduklarına dair öne sürdüğü hipotezi desteklemek üzere kullanmaktadır. 

Aslında, Zaitsev’e göre, bu ziyaretler sadece geçmişe ait bir olgu değildir: 1964 yılının 12 Temmuz günü Leningrad’dan Moskova’ya uçmakta olan Dr. Zaitsev ile diğer yolcular, bir kaç dakika süreyle, hızla uzaklaşmadan önce uçaklarıyla birlikte uçan, disk şeklinde parlak bir obje gözlemlemişlerdi.

Geçmişte bu çeşit araçların içinden hangi türden varlıklar çıkmıştır? Dr. Zaitsev’in iddiasına göre biz bu varlıkları, kadim destanların büyük kişileri ve dünya uygarlıklarının dini önderleri olarak tanırız.

Dr. Zaitsev, dünyaya, insanlık uygarlığının aydınlanışını da kendileriyle birlikte getiren Uzaylılar’ın  inmiş olduğunu açıklayan teorilerine “Göklerden gelen Tanrılar” adını vermektedir. Dr. Zaitsev için bu düşüncenin en sağlam kanıtları, çeşitli uygarlıkların ve inançların kutsal yapılarında mevcuttur.

Nitekim, Dr. Zaitsev, camilerdeki minareler ile katedrallerin sivri kulelerinin göğe doğru uzanışında, yıldızlara doğru havalanan roketlerin yankılanan bir imajını görmektedir:

“Kozmik ziyaretçiler, gezegenimizin ilkel sakinlerine, doğaüstü güçlere sahip olan ilahi varlıklar olarak görülmüş olmalıdırlar."

"BU ‘Tanrılar’ın bir araçtan (bir uzay gemisinden) çıktıklarını varsaydığımız takdirde, belki de söz konusu araca benzeyen mabetlerin, ki bu tüm dinler ile kültlerde rastlanan bir özelliktir, inşasına yol açan da bu husus olmuştur."

"Bir araç ya da roket, “Tanrılar’ın”, kendileri için barınmaya elverişli olmayan bu dünyada pratik bir şekilde kullandıkları evleri olabilirdi. Mabetlerdeki resimlerde ve küçük heykelciklerde işlenmiş olarak günümüze kadar gelen imajların bu Tanrılara ait olması da muhtemeldir."

"Varsayalım ki, içinde “Tanrılar’ın” bulunduğu bir araç gökten inmiş ve tekrar havalanmış olsun. Tüm destanların göklere göre çarpıcı bir şekilde yer vermelerinin ve mabetlerinin görünüşlerinin, döşenme biçimlerinin ve gerçek ruhlarının göğe doğru uzanma eğiliminde olmalarının sebebi bu olabilir miydi acaba?"


Dr. Zaitsev, Sputnik dergisinin Eylül 1968 tarihli sayısında yayımlanan “Mabetler ve Uzay Gemileri - Bir İrtibatları Var mı?” adlı yazısında, yukardaki satırların yanı sıra şu soruları da sormaktadır:

“... yoksa, “kilise imajı” bir uzay aracının imajı mıydı? Yoksa, uzaylı astronotlarca “göksel aracın” içine girmeye ikna edilen ve Tanrılar’ın evini gören bir dünyalı mı mevcuttu?"

"İncil’in Apocrypha bölümünde bahsedildiğine göre, göklere yükselen Hz. Davud’a melekler, sonradan Kudüs Tapınağının (Temple of Jerusalem) arşetipik imajı haline gelmiş olan “kilise imajı”nı göstermişlerdir."

"Hindular da mabetlerinin, diğer dünyaların mabetlerinin imajına göre inşa edildiğine inanırlardı. Bu örnekte de mabetlerin mimari tasarımı insanlara, rahipleri esinlendiren ve hatta onlara proje çizimleri bile veren bir ilâh tarafından açıklanmıştır."

"Ortaçağ’da Hindistan’da Brahmanizm tekrar canlandığında ortaya, tekerlekli platformlar üzerindeki mabetler çıktı. Sovyet araştırmacısı Nikolai Brunov, “Mimarlık Tarihi Üzerine Denemeler” adlı kitabında bize, kulelere benzeyen yeni Brahman mabetleri ile ilahi arabalar (vimanalar) arasındaki ilişkiyi ima eden, olaylara dayalı birçok done sunmaktadır."


Dr. Zaitsev yazısına yine bir soruyla devam etmektedir:

“... bu benzerlik ne dereceye kadar geçerlidir?"

"Bir diğer gezegenden gelen ve bizim için ancak teorik bir esasa dayanan söz konusu uçan aracın görünüşü hakkında hiçbir şey bilmediğimize göre, bu soru anlamsız gelebilir? Ancak, günümüzdeki astronotik bilgiler, bu aracın iki kısımdan meydana gelmiş olabileceğini ortaya koyar.

Esas kısım, yıldızlar arası mesafeler ve evrenin boşluğunda seyahat için amaçlanmış olmalıdır (Anagemi). Fakat, çok daha ufak olan diğer bölüm, dünya yakınındaki uzayda ve gezegenimizin atmosferi dahilindeki kıtalararası uçuşlarda kullanılmak üzere daha kısa mesafeler için tasarımlanmış bir tür araştırma aracı (Uçan daireler) olmalıydı.

“Böylece, atalarımız, “unutulamayacak bir manzarayla karşı karşıya kalmış olabilirler: Önce, gözleri önünde, çok katlı, tepesi yuvarlaklaşan ya da giderek sivrileşen devasa bir mabedin belirmesi ve sonra bu aracın göklere doğru uçması.”

Dr. Zaitsev’in en ilginç fikirleri de beklenen Mesih’e ait inancın kutsal yapılar üzerindeki etkisi, “ikinci geliş” ve Hz. İsa ile ilgili olanlarıdır:

“Mesih düşüncesini benimsemiş olan tüm büyük dinler, dini mimarilerinin başlıca öğesi olarak ‘ufak kubbeyi’ (cupola) kullanmışlardır. Sovyet uzay gemisi Vostok’un çan biçimindeki pruvası da aynen böyle bir ufak kubbeyi andırır."

“Şu soru bir kez daha ortaya çıkmaktadır: Dünyayı rejenere etmek üzere gelecek bir Mesih fikri, kötülükleri cezalandıran (Incil’de geçen şekliyle, Sodom ve Gomora’nın yok edilmesi, cahil tanıklarca tarif edilmiş bir nükleer infilâkı andırmaktadır) ve ‘iyi, makul ve ebedi’ olanların canını bağışlayan uygar ‘göklerin sakinleri’nin gerçekleştirdikleri bir ziyaret sonucunda insanların zihninde oluşmuş olabilir mi?"

“Yoksa, dünyayı birçok kereler ziyaret etmişler de geçen ziyaretlerinde, dünyadan ayrılmadan önce, ne zaman döneceklerini mi söylemişlerdir?"

Dr. Zaitsev, gene Sputnik dergisinin Ocak 1968 tarihli sayısında yer alan “Mabetler ve Uzay Gemileri” adlı yazısında, uygarlığın ve dinlerin kökenine ve Mesih düşüncesine dair inançlarımızı değiştirmemiz gerekebileceğini belirterek şu sonuca varmaktadır:

“Eğer yüzyıllar önce gerçekten ziyaret edildiysek, bugün de uzayın derinliklerinden gelen zeki varlıkların ‘ikinci geliş’ lerinin eşiğinde bulunabiliriz.”

‘İkinci geliş’, Dr. Zaitsev için sadece teolojik bir deyim değildir. Kendisi, Hz. İsa’nın uzayın derinliklerinden geldiğini ve son derece yüksek seviyedeki bir uygarlığın temsilcisi olduğunu öne sürmekte ve hatta, ‘Kozmonot Hz. İsa’ sıfatının kullanılmasını önermektedir. Bu hipoteze kanıt olarak da, İncil’den aktardığı ve Hz. İsa’nın doğaüstü güçleri ile muazzam yeteneklerini, özellikle, halka gösterdiği hoşgörüyü ve daha ‘kölelik çağında’ resmi görevlilere karşı çıkışını anlatan bölümleri göstermektedir. Dr. Zaitsev’e göre Hz. İsa’nın bu davranış biçimlerinin dünyadaki anlayışla hiçbir ilgisi yoktur.

Aynı konuda Batı’daki bir gazetede yayımlanan bir yazıda (Jesus a Cosmonaut, says Russian,Toronto Star, 21 Haziran 1969), Dr. Zaitsev, “Diğer bir ifadeyle, Tanrı’nın dünyaya, inişi gerçekten kozmik bir olaydır,” demekte ve Sovyetler’in, Tanrı’nın dünyaya gelişini gerçek tarih olarak kabul etmeleri gerektiğini söylemektedir.

Dr. Zaitsev, Hz. İsa'nın bir kozmonot olmasının yanı sıra, Beytlehem Yıldızı’nın İncil’deki tanımının da bu Yıldız’ın bir uzay gemisi olduğu hakkındaki kanaatini onayladığını belirtmektedir.

Bilim Araştırma Merkezi

 
Eklenme Tarihi : 21.08.2015 23:27:28
Okunma Sayısı : 1582

Yorumlar

Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız
Yorumunuz