Fotoğraf Galerisi
Güneş Patlamaları
Güneş Patlamaları
Tüm Fotoğraflar

Anket
Günün Sorusu
Sizce Ufo'lar Gerçek mi
 
   
Sayaç
Online : 14
Toplam : 14
Ziyaretçi
 

Ezoterizmde Sayılar

Buraya kadar anlatıları örneklerde neredeyse baktığımız her yerde görme imkanı bulduğumuz altın oran için yapılabilecek en iyi yorum, sayıların insanlık tarihinde hatta kozmosun tarihinde inanılmaz bir rol oynadığıdır. Kozmosun tarihinde diyoruz, çünkü Matematik kavramının evrenin oluşumunda ne denli önemli olduğu bilgisi kadim zamanlara uzanır. Dolayısıyla bizler matematiğin, doğanın bir lisanı olduğunu ilk defa keşfedenler değil, sadece yeniden hatırlayanlar grubunda bulunuyoruz.

Uzun uzun zamanlar öncesine baktığımız zaman göreceğiz ki; eski toplumlar sayıları nerdeyse Tanrı'nın birer kelâmı olarak görmüş, her bir sayının vermek istediği mesajı ilahi bilginin tezahür biçimi olarak nitelendirmişlerdir.

Sayılar, âlemlerde ve insanda, yani makrokozmosta ve mikrokozmosta faal durumda bulunan ilahi güçler bilimidir. Birlik, boşluk ve sınırdan oluştu; Bir'den sayı, sayıdan da bütün gök, bütün evren ortaya çıktı.

Eski Mısırlılar doğa üzerinde yapıcı rol oynayabilmek adına matematik ve astronomiye özel bir önem vermişlerdir.

Mısır bilimciler, buldukları birkaç matematik papirüsü sayesinde antik Mısırlılar'ın matematik ve astronomi ile ilgili bilgilerine erişebilme şansını yakalamışlardır.

Matematik Papirüsü sayesinde Mısırlıların piramitlerin yapımında 3:4:5 üçgenini temel aldıkları anlaşılmıştır. Örneğin Kefren Piramidi, 3:4:5 üçgenine göre yapılmıştır. Bu rakamların özel birer anlamı olduğundan sembolik olarak kullanmışlardır.

Antik Mısırlılar'da altın oran çok iyi bilinen bir kavram olduğu için piramitler Phi ve pi sayıları esas alınarak inşa edilmiştir.

Kabala öğretisine göre her sayı ve harf evrendeki bir şeyin sembolüdür ve okumasını bilenler semavi sırları çözebilecek duruma gelir. Çünkü her şey sayılara gizlenmiştir.

Yahudi Hristiyan ve İslami kültürde, sayılara ve özelliklerine gösterilen ilgi esas olarak Fisagorcuların hazırladığı temellere dayanır.

Fisagor sayılar için "Sayılar bilimi ilahi güçler birimi demektir." ifadesini kullanmıştır.

Fisagor'a göre fiziksel evren sayılar üzerine kurulmuş bir evrendir ve evrendeki ahenk sayıların bir uyumudur. Evrendeki oluşum ve olayların hiçbirisi tesadüfi olarak gerçekleşmez. Her şey sayısal bir düzen içinde meydana gelir.

Matematiği Fisagor'un icat ettiği düşünülür. Ancak o kendisinden uzun zaman önce bu dünyada yaşamış olan atalarından miras kalan kadim bilimin parçalarını toplamıştır

Fisagor erken yaşta yıllar sürecek olan uzun bir yolculuğa çıkmıştır. Mısır piramitlerinde gizli sırlar öğretilerine inisiye olmuş, Mezopotamya'da astrologlardan eğitim görmüş, Galler'de Druidlerin sırlarını öğrenmiş ve bitmek bilmeyen yolculuğu onu ta Orta Asya ve Hindistan'a kadar götürmüştür. Bütün bu gezileri esnasında edindiği bilgileri dünyaya yaymıştır. Fisagor'un verdiği eğitimlerden biri de Sayılar Bilimi olmuştur.

Fisagor'a göre var olan her bir sayının bir anlamı ve simgesi ve mesajı vardır ve her biri kendi içinde başlı başına mistisizm öğeleri taşır.

Fisagor sayılara verdiği önemden ötürü okült bilim dalı olan numerolojinin batıda ilk temellerini kuran kişi olmuştur. Fisagor'dan sonra gelenler de aynı öğretiyi izlemişlerdir.

0

0'ın icadı insanlık tarihindeki çok önemli bir buluştur. 0'ı Harezmi bulmuştur ve onun bulduğu rakam Arapça, "hiç, "boşluk anlamına gelen "sifr" olarak adlandırılır ve çember, yuvarlak olarak şekillendirilir (0).

Harezmi'nin yazdığı eserin Salem Manastırımda bulunan ve 13. yy başlarında kaleme aldığı tahmin edilen İtalyanca çevirisinde şöyle yazar:

"Tüm sayılar 'bir' den çıkmıştır 1 ise sıfırdan. 0'da büyük bir sır saklıdır. 0, her şeyi hiçlikten yaratır. 0 dairesel biçimiyle sonsuzluğu ve evreni temsil eder. 0, noktadan başlayıp sonsuzluğa yayılır. Başlangıç ve son bir ve aynı yerdedir.

Sıfırın 0 (daire) biçimi Tanrı'yı da sembolize eder, çünkü Tanrı ne çoğalır ne de azalır."

1

1 bütün sayısal dizinin başlangıcıdır, ilk rakamdır. 1 diğer bütün sayıların doğduğu kaynak, temeldir. Fisagor 'un vurguladığı gibi kendisinden sonraki tüm sayıların var olabilmek için ihtiyaç duyduğu ilk örnektir. Diğer rakamlar gibi birtakım rakamların toplamından meydana gelmez, aksine tüm diğer rakamları o oluşturmakla birlikte bütün sayıların içinde vardır.

1 rakamı birliğin, bütünlüğün ve ilahiliğin sayısıdır. Güneşle bağlantılıdır. Ayrıca merkezi, tekliği, doğurulmamış olanı, var edeni yani Tanrı'yı ifade eder. Bu yüzden bir sayısı daire ya da noktayla da simgelenir.

-Bir tek olan Allah'tır. (İslam)

-Monad bütün nesnelerin başlangıcıdır. (Fisagor ekolu)

-Bir ikiyi yarattı. (Taoizm)

-Her şeyin başlangıcı birliktir. Birlik bütün çokluğu içerir. (Zollar)

-Bir, sayı değil üretici anadır diğer bütün sayıların başlangıcı ve temelidir (Kobel)

Allah sözcüğü, elif harfiyle başlar. Elifin Arap ve Fars alfabesindeki sayısal değeri l'dir. Allah sözcüğünün ilk harfi olan elif de 1 rakamı gibi dikey şeklindedir ve ebced hesabındaki değeri de l'dir. Elif harfinin İbranice'deki karşılığı "Alef", Yunanca'daki karşılığı ise "Alfa" dır. Yunan alfabesindeki alfa da başlangıcı temsil eder ve Tanrı'yla ilişkilendirilir.

Buradan Evrenin Birliği'ne dayanan bir Varlık Felsefesi ortaya çıkar ki Fisagor 'dan Eflatun'a ondan sırasıyla daha doğuda İbn-i Arabi'ye ve Mevlâna'ya kadar uzanmıştır. Kaynak BİR'dir. Öyleyse her şeyin kaynağı olan BİR aynı zamanda her şeyi kapsayan, içerendir. Fakat onun kaynağı açıklanamaz.

Tevhid'de BİR'den başka bir şey yoktur. Her şey BİR'in bir başka bire eklenmesiyle ortaya çıkar. Çokluk, bir olanın aynalardaki yansımasıdır. Fizikte karşılıklı iki aynanın ortasında duran "bir" kişinin sonsuz sayıda görüntüsü oluşur. Oysaki tüm görüntüler sadece bir kişiye aittir.

2

Dualitenin sembolüdür. Evrende enerjiler dahil pek çok şey ikili karakter gösterir. Her şey ikiden oluşur; hayat ve ölüm, dişi ve erkek, elektrik ve manyetik, sonlu ve sonsuz; ruh ve madde, gece gündüz, sıcak soğuk iyi kötü, gece gündüz, yin ve yang, manyetizmanın pozitif ve negatif kutupları ve kadın erkek gibi...

Aslında yaratılışı meydana getiren dualite sadece bir illüzyondur. İki zıt kutup bir araya geldiğinde dualite ortadan kalkarak birliğe dönüşür, nötr bir hâl ortaya çıkar. Ancak bu birlik hâli her iki kutbiyeti de bir arada bulundurur. Tao'nun denge sembolü bu durumu çok güzel bir şekilde açıklar.

Yin ve Yang bir çember içindedir. Çember hem yini (dişi) hem de yangı (erkeği) içerir. Her iki kutbun içindeki beyaz ve siyah noktalar her iki kutbun birbirini içerdiğini gösterir. Aynı şekilde her iyilikte bir kötülüğün ve her kötülükte bir iyiliğin olduğunu sembolize eder. Her iki kutbu içeren çemberin kendisi nötrdür ve sonsuzluğu, zamansızlığı, mekansızlığı ve hiçliği temsil eder.

Ne bir başlangıç ne de bir son vardır. Sadece farklı bakış açıları bulunur.

Dualite prensibi birbirine tamamen zıt kavramlardan oluşsa da aslında zıt kutuplar birbirini tamamlar ve bu tamamlanış ancak her bir kutbun eksik yönüne diğer kutbun ayna tutmasıyla olur. Mevlâna'nın dediği gibi "Nesneleri zıtları aydınlatır" ve zıttı olmayan tek şey Tanrı'dır.

Bu sözün önemi William Chittick tarafından şöyle açıklanmıştır:

Dünyada sayısız şeyin varlığı, sadece farklılaşma ve rekabet ile mümkün olabilir. Eğer iki şey farklı değilse ve dolayısıyla bazı noktalarda "karşıt" iseler, bir ve aynı olurlar. Bir zıt çiftin her teki, diğer tekin varlığını mümkün kılar; gece ve gündüz, kusursuzluk ve kusur, mutluluk ve üzüntü, yenilik ve eskilik, ruh ve beden. Bu bağlantılı kelimelerin her biri, zıtları nedeniyle bilinirler ve var olurlar. Yani bu Allah dışında, bütün her şey için böyledir. Sadece onun zıddı yoktur ama her zıtlığı aşar. O tek başına bütün zıtlıkların Birlik Denizi'nde yok olduğu gerçek "Zıtların Rastlantısı"dır (cem-i eddad ). Aynı sebeple O'nu bilemeyiz, çünkü "O'nu aydınlatacak" zıddı yoktur. (37)

3

"Bir ikiyi yarattı... Üç tüm varlıkları üretti". (Lao-Tzu) 3 evrenin yapı taşıdır, yaşamın gerçek anahtarıdır. İki güç bir araya geldiğinde, sonucunda üçüncü bir şey ortaya çıkar.

Fisagor'a göre "triyad" (üçlü olan, üç ilkesi) yasası nesneleri oluşturan yasadır ve yaşam skalasının tüm basamaklarına hakimdir. Üç İlahi Kelâm'ın sayısıdır.

"Görünür evrende her şey tridyad'dan tecelli etmiştir." (H.P. Blavatsky)

Hareket ve değişim evrensel bir kanundur. Hareketin oluşabilmesi için üç kuvvetin etkileşime girmesi gerekmektedir. Yalnızca iki kuvvetin varlığı söz konusu olsaydı hareketin olmadığı mükemmel bir denge kurulurdu. Ancak dünyasal işleyiş böyle değildir.

Bunlara üçüncü bir kuvvetin dahil edilmesiyle hiçbir şey durağan olarak kalamaz. Doğadaki tüm etkileşimler de bu sayede meydana gelir.

Bir atomda proton, elektron ve nötron olmak üzere 3 temel tanecik bulunur.

Maddenin katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç temel hâli vardır.

Kimyada iki hidrojen atomu bir oksijen atomuyla birleşerek en önemli yaşam kaynağı olan suyu meydana getirirler. İnsan varlığı ruh, zihin ve beden üçlemesinden müteşekkildir. En küçük çekirdek ailenin kurulması yine anne, baba ve çocuk sayesinde mümkün olur. Doğadaki her şey birin üçe yansımasından oluşur. Farklı dinlerdeki üçlemeler de bunu yansıtır.

Mısır Mitolojisinde; Osiris, İsis ve Horus.

Hristiyan doktrininde bu üçleme Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olarak görülür.

Tek Tanrı, "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh" olarak üç kişide açıklanır. Burada Kutsal Ruh olarak ifade edilen varlık Cebrail'dir. Bu üç güç arasında bir hiyerarşi vardır. Aynı zamanda bu üçlü - Üçün Bir'e Bir'in de Üçe yansımasını ifade eder. Üçü birbirine eşit ve her biri bir diğeri kadar önemlidir. Her şeyi Tanrı yarattı ancak yaratımı, Oğul ve Kutsal Ruh (Cebrail) ile beraber gerçekleştirdi.

Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman bir üçlü oluşturur. Bunlar dünyasal âlemde tamamen ayrıdır, ama birbirine iç içe bağlıdırlar. Şimdiki zaman, geçmişin bir sonucudur, gelecek ise şimdinin eylemleri ile şekillenecektir. Ancak bu üç zaman birimi ilahi âlemde tek bir anda var olur. O an da sonsuz şimdidir.

Sayıların esrarlı etkisini açıklayan bir inanışa göre de sayıların tamamlama kanunu başlangıç, orta ve son olarak açıklanır. Buna benzer biçimde kristallerin geometrik yapısında da 'Üçler Kanunu'nun var olduğunu görüyoruz.

4

4 fiziksel düzlemi temsil eder ve kendini dört dünyevi element olan ateş, hava, su ve toprakla ifade eder. Evrende var olan her şey bu dört enerjinin varyasyonu sonucudur. Dört mevsim, dört kutsal kitap, dört temel yön vardır. Kare ile temsil edilir.

5

Tanrı'nın kendini insan aracığıyla maddede tezahür ettirmesi 5 ile simgelenir. Bu yüzden 5, insanı ve dünyayı simgeler. Elimizde ve ayağımızda beş parmak bulunur. Ayrıca insanda görme, işitme, koklama, tat alma ve dokunma olmak üzere beş duyusu vardır.

Çinliler için kutsal bir sayıdır. Akupunktur sanatları da beş elemente dayanır. Altın oranı en iyi yansıtan şekil beşgendir. Teozoflara göre günümüzdeki insanlık beşinci kök ırktır.

Beş sayısı dört elementle de ilgilidir. Eski çağlarda dört elementi bir arada tutan bir beşinci elementin varlığı düşünülmüştür.

Makrokozmosun sayısı 10 iken, mikrokozmos insan, beş ile sembolize edilir ve pentagramla gösterilir. Pentagram, Fisagor'un kurduğu antik Yunan Matematik Okulunun sembolüdür.

5 sayısını oluşturan 2 ile 3 yer ve göğün simgesi olduğundan;

Yer: 2 + Gök: 3 = 5

Ruhsal yapısıyla gökyüzüne, maddesel (bedensel) yapısıyla yeryüzüne ait olan insanın da sayılar bilimindeki rakamsal karşılığı 5 olarak kabul edilir. Çünkü insanda bu iki unsur bir arada bulunmaktadır. İnsana mikrokozmos denmesinin nedeni de buna dayanır.

Fisagorcular kenarları birbirine eş olan üç boyutlu cisimlere hayrandılar. Eş kenarlı çokgen sayısız denecek kadar çoktur fakat eş kenarlı cisim sayısı yalnızca 5'tir.

Fisagorcular kozmosun Dodekahedron (her bir kenarı 12 beşgenden oluşan bir cisim) şeklinde olduğunu düşünürlerdi.

Yine dünyanın en büyük sanatçılarından biri olan Leonardo Da Vinci'nin de, kozmosu gösterdiği şekil kapalı bir dodekahedrondur.

Son yıllarda modern bilimimiz de kozmosun sanıldığı gibi sınırsız değil, dodekahedron şeklinde kapalı bir sistem olduğu keşfetmiştir. Bilim adamları 2003 yılında uzaya yolladıkları uydular sayesinde kozmosun şeklinin beşgenlerden oluşan bir küreye (futbol topu) benzediğini belirtmişlerdir.

6

6 uyum ve güzelliği ifade eder. Fisagor düşüncesinde altı önemli bir sayıdır. Faktörleri gerek toplandığında, gerekse çar­pıldığında kendisini verir.

(1x2x3=6; 1+2+3=6)

7

7 mistik ve kutsal kabul edilen bir sayıdır. Pi sayısının evren açısından önemi düşünülürse, Pi: (rt) (7/22) yarattığı dengenin yedi sayısıyla bağlantısı ortadadır.

Bir hafta yedi gündür, insanda temel yedi çarka bulunur. Yedi rakamı daha önceki bölümlerde de değindiğimiz gibi evrenin tüm sırlarını içinde taşır.

Yedi, tamamlanmışlığın, bütünlüğün ve birliğin sayısıdır. Evrende her şey yedi derecelenmeden müteşekkildir. İnsanın dünya okulunu bitirip bir sonraki aşamaya geçmesi için yedi kozmik aşamayı tamamlaması gerekir.

Müzik 7 notasıyla tüm melodilerin temel oluşum prensibini oluşturur. Saflığın ve birliğin sembolü olan beyaz renk ise bünyesinde 7 temel rengi taşır. Beyaz ışığın herhangi bir dalga boyu yoktur; ışığın prizmadan geçmesiyle yedi temel renk ortaya çıkar. Aynen evrende tek olan prensibin yedi farklı boyutta (7 katlı gökte, 7 bedende) tezahür etmesi gibi...

Dolayısıyla 7 sayısının ilişkili olduğu başlıca kavramlar: "Yedi kozmik aşama, yedi kat yer ve gök, yedi ana gezegen, insanın yedi yaş dönemi, bilgelik, gök kuşağının yedi rengi, haftanın günleri, müzik notaları, dünyanın harikalarıdır.

8

8 ruhla maddeyi birleştiren tamamlanmanın sayısıdır. Yana eğildiğinde sonsuzluk işaretini verir. Ortadan ikiye bölündüğünde, yine sonsuzluğu yansıtan 0 sayısını vermektedir.

9

9 önceki sayı grubuyla 10'dan sonra başlayan sayılar arasında dönüş sayısıdır. Bu yüzden enerjinin ortaya çıkışma göre ileri ya da geri evrimi temsil eder. Bazı eski uygarlıklar gök katlarını 9 katlı gök olarak tanımlamışlardır.

10

On en eski zamanlardan beri belki de ilk dört sayının top­lamı olmasından ötürü mükemmelliği temsil ediyordu. (1+2+3+4=10)

Fisagor'a göre, mükemmel üçgen 10 noktadan oluşur. İbrani sisteminde Tanrı'nın sayısıdır, 1 ve 0 rakamları, sonsuzluğun bütün oluşumunu temsil eder.

Musa'ya gelen 10 emir de yine semboliktir. Mayalarda on sayısı bir destenin sonu olduğu için sonu da sembolize etmekteydi. Ancak her kültürde olduğu gibi bu bitiş aynı zamanda bir başlangıcı da göstermekteydi.

11

11 ilk rakamın tekrarı olduğu için özel bir rakam olarak kabul edilir. Tekrarı olan tüm rakamlar sayılar bilimi açısından (22, 33, 44, 55 vs.) özel bir anlama sahiptir.

12

12 tamamlanmanın sayısıdır ve eski uygarlıklardan beri saat 12'ye , yıl 12 aya bölünmüştür.

Astrolojide 12 burç, birçok mitolojide 12 tanrı, Hz. İsa'nın 12 havarisi, Müslüman inanışında da 12 imam vardır. 12'nin karesi 144'ü verir ve bu sayı Fibonacci serisindeki sayılardan biridir.
 
Eklenme Tarihi : 22.12.2014 00:09:04
Okunma Sayısı : 2165

Yorumlar

Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız
Yorumunuz