Fotoğraf Galerisi
M42
M42 Geniş Açı
Tüm Fotoğraflar

Anket
Günün Sorusu
Sizce Ufo'lar Gerçek mi
 
   
Sayaç
Online : 32
Toplam : 32
Ziyaretçi
 

Sümer - Akad Panteonu










 

 Seviyeler, tanrıların şecerelerinden ziyade önemlerini gösteriyor.

 * Panteon, bütün tanrılara ibadet için yapılmış bir mâbed, veya bir halkın bütün tanrıları


Bir Kültürün gelişmesinde coğrafya ve iklim faktörüne sırt çevrilemez. Mısır ve Mezopotamya’nın davranış ve düşüncelerinde, çevre önemli bir rol oynadı. Fakat Mısırlılar’a derin bir güvenlik hissi veren çevre, Babilonyalılar’a tamamen aksini verdi. Burada, İki Nehirin Ülkesi’nde tabî fenomenlere, Nil’deki gibi güvenilemiyordu. Tabiat o kadar müşfik değildi: nehirlerin taşmaları daha şiddetli, kum fırtınaları âdeta körleştirici, ve yağmurlar da bardaktan boşanırcasına idi.

Tabiatın, insanoğlunun aleyhinde olduğu hissini uyandıran kuvvetleri, Babilonyalı’yı öylesine hâkimiyeti altına almıştı ki, boyun eğmekten başka yapılacak bir şey yoktu. “İnsan bir rüzgârdır,” dedi,Sümerliler. “İnsan tanrısına boyun eğmelidir.” “İktidar mevkiindekilere boyun eğmek gerekir.” “İnsanın hayatı tanrıları yüceltmektir.” “Ey Anu, senin büyük emrin her şeyden önce gelir.” İnsanın hayat safhasından geçişinin pek önemi yoktu. Kozmik Kuvvetler karşısında insan hiçbirşey yapamayacağını biliyor ve tanrılara dayanıyordu. Babilonyalı, kâinatı, bir tanrılar hiyerarşisi tarafından yönetilen yüce bir güç ve otorite olarak gördü.

Sümer ilâhlarına ait bir listenin beşbinden fazla ismi ihtiva edeceği tahmin edildi.İskolastik devrede (M.Ö. yirmi beşinci yüzyıldan yirmi üçüncü yüzyıla kadar),Sümer ilâhyatçıları, panteonu sistematik bir şekle soktu ve âyin ve festivallerde okunacak duaları tespit ettiler. Bu teoloji ve onun âyinleri,daha sonraki Babilonyalılar ve Asurlularca değişmez kabul edildi ve Babilonya’nın düşüşüne kadar (M.Ö. 538) onlara sadık kalındı.

Sümer panteonun en eski üçlüsünü cennet veya gökyüzü tanrısı Anu, yeryüzü veya fırtına tanrısı Enlil  ve Ea ile bir tutulan su tanrısı Enki idi. Herşeyi kaplayan gökkubbenin esrarengiz ve hûşu uyandıran gücü, Mezopotamyalı’nın kafasında insan hayatının önemsiz, bir hiç olduğu şuurunu uyandırırken,aynı zamanda da Tanrı Anu’nun muhteşem gücü karşısında hürmet hisleri uyandırdı. Her şeye kadir tanrısını sadece düşünmek bile onda boyun eğmekten başka yapacak bir şey bulunmadığını gösteriyordu.

Gökyüzü tanrısı Anu’ya tanrıların kralı deniliyordu; fakat onun totoritesi insanlar arasındaki ilişkilere de uzanıyordu. Dünyevî hayatın hiyerarşisi ve otoritesi gökyüzünün düzenine tekabül ediyordu. Anu’nun yeryüzündeki temsilcisi kralın emirleri, bundan böyle İlâhi idi. Bir kimse, sorgusuz sualsiz krala, rahibe ve ailenin reisine itaat etmek mecburiyetinde idi. Bütün tanrılar “emirleri ile gökyüzünün ve yeryüzünün temelini oluşturan Anu’ya itaat etmekteydiler. Bu kozmik devletin hukukî yapısını Thorkild Jacobsen İlâhi irade diye tarif ediyor.

Biz böylece Anu’yu, hem insan topluluğunda ve hem de daha büyük toplulukta—ki bu topluluk kâinattır—bütün otoritenin ve aktif faaliyetin kaynağı olarak görüyoruz. O,topluluğu kaos ve anarşiden sıyırıp organize olmuş bir bütün hâline getiren kuvvettir; o, cemiyetin emirlerine, âdetlerine, ve kanunlarına ve fizikî dünyanın tabiî kanunlarına, kısacası, dünya düzenine gönüllüce boyun eğilmesini temin eden güçtür. Nasıl bir binayı destekleyen, ve yapının hatlarını gösteren şey, o binanın temeli ise, Mezepotamya kâinatını destekleyen, ve onun yapısını aksettiren de İlâhî bir iradedir.

Enlil,babası Anu’nun aksine, beşerî faaliyetlerde aktif bir rol oynadı. Enlil,panteondaki yaratıcı unsuru temsil etti, gökyüzünü yeryüzünden ayırarak“toprağın tohumunu” besledi, insanoğlu için “ne gerekli ise” getirdi, ve yeryüzünde bolluk yarattı.

Su tanrısı Enki, “Hikmetin Efendisi,” “medeniyetin tanrısı” idi. Alttaki dünyanın hükümdarı Nergal,bulaşıcı hastalıklar ve ölüm tanrısı idi Ay’ın safhalarının, gaipten haber verme ve astroloji ile olan bağlantısından ötürü, ay tanrısı Nan-Sin önemli bir ilâhtı. Güney tanrısı Şamaş (Utu) adalet, kanun ve düzen tanrısı idi. Adad,hava ve yağmur, verimlilik, fırtına, ve su taşması tanrısı idi Ninurta da verimlilik ve güneş ilâhı idi. Ateş tanrısı Gibil, Kötü ruhları [cinler]kovuyordu. Ana tanrıça İnnana-İştar, aşk ve verimlilik tanrısı ve beşeriyetin annesi idi. İnnana-İştar’ın kocası ve âşığı Temmuz (veya Dumuzi) bitki tanrısı olup, sonbaharda kayboluyor ve ilkbaharda canlandırılıyordu. Kitabı Mukaddes’in Eski Ahid’inde ondan verimlilik tanrısı diye bahsedilir.

Tanrının ızdırabı, acı çekişi ve ölüşü; mevsimlerin dönüşünü sembolize ettiği toprağın sonbaharda ölüşüve baharla gelen yeni hayat. Babilonya panteonunun yaratıcı tanrısı Marduk, ve Âsurlular’ın ilâhı da Aşur idi.
 
Eklenme Tarihi : 19.11.2014 17:58:00
Okunma Sayısı : 2000

Yorumlar

Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız
Yorumunuz